• +90 224 272 19 09
  • +90 542 120 86 16
  • info@demirbas.av.tr
bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2
  • Ana Sayfa
  • Kurumsal
    • Hukuk Büromuz
    • Vekalet Bilgileri
  • Hizmetler
    • Şirketler Hukuku ve Ticari Davalar
    • Sınai Mülkiyet Hukuku ve Marka Patent Tasarım Davaları
    • Bireysel ve Toplu İş Hukuku Davaları
    • Gayrimenkul, İnşaat ve Kira Davaları
    • Boşanma Davası ve Aile Hukuku Uygulamaları
    • Tazminat Hukuku ve Tazminat Davaları
    • Miras Hukuku ve Tereke Yönetimi
    • Ceza Hukuku ve Ceza Davası Uygulamaları
    • İdare Hukuku ve İdari Davalar
    • Sosyal Güvenlik Hukuku ve SGK Davaları
    • İcra Hukuku, İcra Takipleri ve İcra Davaları
    • Bilişim Hukuku Davaları
    • Tüketici Hukuku ve Tüketici Davaları
  • Blog
  • İletişim
Tazminat Hesaplarında TRH 2010 Yaşam Tablosunun Kullanılması
17 Mayıs 2021
Marka Hakkında Genel Bilgiler
17 Mayıs 2021

e4b9f9b8 af0d 4e99 a709 7ba29ede868d

Başlıklar

Toggle
  • Markanın Hükümsüzlüğü Davası
    • Giriş
    • ⚖️Markanın Hükümsüzlüğü ve İptali Arasındaki Temel Ayrım
    • Markanın Hükümsüzlüğü ve İptal Sebepleri
      • ⚖️Markanın Hükümsüzlüğü Sebepleri (SMK m.25)
      • Markanın İptal Sebepleri (SMK m.26)
      • ❗️Önemli Güncel Mevzuat Notu: Markanın İdari Kararla İptali Halleri ve İptal Talebi (SMK m.26) 
    • ⚖️Tablo: Hükümsüzlük ve İptal Arasındaki Temel Farklar
    • ⚖️ Markanın Hükümsüzlüğü Davası Usul Konuları 
      • ⚖️Hükümsüzlük Davasını Kimler Açabilir?
      • ⏳ Dava Açma Süresi
      • ⚖️Yetkili ve Görevli Mahkeme:
      • ⚖️Hükümsüzlük Kararının Sonuçları
    • ⚖️Uygulamada Örnekler: Markanın Hükümsüzlüğü Davalarında Yargıtay İçtihatları
      • Markanın hükümsüzlüğü davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
      • Kötü niyetli marka tescili nedir?
      • Marka hükümsüz olursa sicilden silinir mi?
      • Marka hükümsüzlük davası ile marka iptal davası aynı şey midir?
      • Markanın hükümsüzlüğü davasında tazminat talep edilebilir mi?
    • ⚖️Uygulamada Örnekler: Markanın Hükümsüzlüğü Davalarında Yargıtay ve BAM Kararları
      • Markanın Hükümsüzlüğü ve Gerçek Hak Sahipliği İlkesi
      • Markanın Hükümsüzlüğü ve Ticaret Unvanının Terkini Davası 
      • Tanınmış Marka ve Markanın Hükümsüzlüğü 
      • Tanınmış Marka ve Kötü Niyetle Yapılan Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü
      • ⚖️ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Karar İncelemesi: Dürüstlük kuralı, Haklı Sebep, Fiili İmkansızlık 
      • 1. Uyuşmazlığın Hukuki Niteliği
      • 2. Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi
      • 3. SMK m.9 Kapsamında “Haklı Sebep” Değerlendirmesi
      • 4. Hukuki Nitelendirme ve İstinafın Denetimi
      • 5. Kararın Ortaya Koyduğu Temel Hukuki İlkeler
        • Hüküm Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, somut olayda markanın kullanılmamasının davalının iradesinden kaynaklanmadığını, aksine davacının hukuka aykırı müdahaleleri sonucu ortaya çıktığını tespit ederek, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bu yönüyle karar, marka hukukunda kullanılmama nedeniyle iptal davalarında “nedensellik ve haklı sebep” değerlendirmesinin zorunluluğunu ortaya koyan önemli bir içtihat niteliğindedir.
    • Markanın Hükümsüzlüğü Davaları
      • İlgili Yazılar:

Markanın Hükümsüzlüğü Davası

Giriş

Marka hukuku, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında düzenlenen ve tescilli markaların korunmasına ilişkin en önemli alanlardan biridir. Marka tescili her ne kadar sahibine tekelci bir hak sağlasa da, bu hak mutlak değildir.

Tescilin hukuka aykırı olması veya sonradan kullanım şartlarının kaybedilmesi hâlinde, markanın sicilden terkinine yol açan iki temel kurum bulunmaktadır:

  • Markanın Hükümsüzlüğü (SMK m.25)
  • Markanın iptali (SMK m.26)

Bu konuyu Yargıtay ve istinaf kararlarını da inceleyerek uygulamaya dönük bir bakış açısıyla ele alacağız.

⚖️Markanın Hükümsüzlüğü ve İptali Arasındaki Temel Ayrım

Markanın hükümsüzlüğü ve iptali, uygulamada sıklıkla karıştırılan ancak farklı hukuki sonuçlar doğuran iki ayrı müessesedir.

  • Hükümsüzlük: Tescil anındaki hukuka aykırılıklara dayanır. Tescil edilmiş bir markanın, yasal koşulları taşımadığı gerekçesiyle mahkeme tarafından marka sicilinden terkin edilmesidir. Bu, markanın hiç tescil edilmemiş gibi sayılmasına ve koruma hakkının ortadan kalkmasına neden olur.
  • İptal: Tescilden sonra ortaya çıkan kullanım ve davranışlara ilişkindir.

Bu ayrım, markanın korunması ve sicil güvenliği açısından kritik öneme sahiptir.

Markanın Hükümsüzlüğü ve İptal Sebepleri

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda markanın sicilden kaldırılmasına yol açabilecek sebepler iki ayrı kurum altında düzenlenmiştir:

  • Markanın Hükümsüzlüğü (SMK m.25)
  • Markanın İptali (SMK m.26)

Hükümsüzlük, markanın tescil edildiği tarihte mevcut olan hukuka aykırılıklara dayanırken; iptal, markanın tescilinden sonra ortaya çıkan sebeplere dayanır.

⚖️Markanın Hükümsüzlüğü Sebepleri (SMK m.25)

Aşağıdaki hallerde mahkemeden markanın hükümsüzlüğü talep edilebilir:

❌ Marka tescilinin, SMK’nın mutlak ret nedenlerine aykırı olarak yapılmış olması,

❌ Önceki tarihli marka, ticaret unvanı, telif hakkı veya diğer sınai mülkiyet haklarıyla çatışması,

❌ Marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması,

❌ Başvuru sahibinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olmaması,

❌ Tanınmış markaların haklarını ihlal edecek şekilde tescil gerçekleştirilmesi,

❌ Marka kullanımının önceki hak sahiplerinin kişilik haklarını, ticaret unvanını veya fikri mülkiyet haklarını ihlal etmesi.

Mahkeme tarafından verilen hükümsüzlük kararı, kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurur ve marka tescili başlangıçtan itibaren geçersiz sayılır.

e86406ec 2d9b 4eb8 8c8b 09ce7517d5b0

Markanın İptal Sebepleri (SMK m.26)

Tescilden sonra ortaya çıkan aşağıdaki durumlarda markanın iptali talep edilebilir:

❌ Markanın tescil tarihinden itibaren kesintisiz beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanılmaması,

❌ Marka sahibinin fiilleri veya ihmali sonucunda markanın, ilgili mal veya hizmetler için yaygın ad (jenerik ad) haline gelmesi,

❌ Markanın kullanımı nedeniyle tüketicileri mal veya hizmetlerin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda yanıltıcı hale gelmesi,

❌ Garanti veya ortak marka teknik şartnamesine aykırı kullanımın kanunda öngörülen şartları oluşturması.

İptal kararı, kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur. Ancak somut olayın özelliklerine göre kararın etkileri farklı tarihlere kadar uzanabilir.

❗️Önemli Güncel Mevzuat Notu: Markanın İdari Kararla İptali Halleri ve İptal Talebi (SMK m.26) 

Markanın tescilden sonra jenerikleşmesi, halkı yanıltacak hâle gelmesi veya ciddi biçimde kullanılmaması gibi durumlar hükümsüzlük davasına değil, “İptal” müessesesine tabidir. 10 Ocak 2024 tarihi itibarıyla bu nedenlere dayalı iptal yetkisi mahkemelerden alınarak Türk Patent ve Marka Kurumu’na (TÜRKPATENT) devredilmiştir ve bu talepler için 5 yıllık bir süre sınırı bulunmamaktadır.

⚖️Tablo: Hükümsüzlük ve İptal Arasındaki Temel Farklar

⚖️ Hükümsüzlük ve İptal Arasındaki Temel Farklar

KriterMarkanın Hükümsüzlüğü (SMK m.25)Markanın İptali (SMK m.26)
Gerekçenin ZamanıTescil anındaki sakatlıklar ve hukuka aykırılıklarTescilden sonra ortaya çıkan sonradan gelişen durumlar
Yetkili MerciFikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTÜRKPATENT (idari iptal)
Kararın EtkisiGeçmişe etkili (tescil anından itibaren geçersizlik)İleriye etkili (iptal kararından itibaren sonuç doğurur)
Süre SınırıNispi nedenlerde 5 yıllık sessiz kalma süresi bulunurKullanmama nedeniyle iptal, 5 yıllık kesintisiz kullanım yoksa her zaman ileri sürülebilir

bc135849 5107 42aa 80ec 66971a03a055


⚖️
Markanın Hükümsüzlüğü Davası Usul Konuları 

Markanın hükümsüzlüğü davası, tescilli bir markanın hukuka aykırı şekilde tescil edildiği iddiasıyla açılan ve marka sicil kaydının geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasını sağlayan dava türüdür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenen bu dava sonucunda marka, hiç tescil edilmemiş gibi hukuki sonuç doğurur.

Özellikle kötü niyetli marka tescili, gerçek hak sahipliğinin ihlali, tanınmış markaların korunması ve önceki tarihli marka haklarının ihlali gibi durumlarda markanın hükümsüzlüğü talep edilebilir.

⚖️Hükümsüzlük Davasını Kimler Açabilir?

  • İlgili marka sahibi,
  • Önceki hak sahibi,
  • Hak ihlalinden zarar gören kişiler,
  • Cumhuriyet savcılığı (kamu düzenini ilgilendiren durumlarda),
  • Türk Patent ve Marka Kurumu’nun müdahilliğiyle bazı durumlarda idare de taraf olabilir.

⏳ Dava Açma Süresi

Markanın hükümsüzlüğü talebinde, dava hakkının kullanılması bakımından zamanaşımı ve hak düşürücü süreler büyük önem taşır:

❗️ Mutlak hükümsüzlük nedenlerine dayanan davalar (örneğin kamu düzenine aykırılık, ayırt edicilikten yoksunluk, yanıltıcılık gibi SMK m.5 kapsamındaki haller) kural olarak her zaman açılabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

⏱️ Nispi hükümsüzlük nedenlerine dayanan davalar ise (önceki tarihli marka hakkı, tanınmış marka ihlali, kötü niyet gibi SMK m.6 kapsamındaki durumlar) kural olarak, davacının ilgili markayı ve ihlali öğrendiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı düşer ve ileri sürülmesi mümkün olmaz.

⚖️ Dava Açma Süreleri

❗️ Kesin hükümsüzlük davaları her zaman açılabilir; bu tür davalar bakımından herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

❗️ Nispi sebeplere dayanan hükümsüzlük davaları ise, tescilin öğrenildiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır.

3fad83d2 1d1b 4eef 9502 cd9068bffecf

⚖️Yetkili ve Görevli Mahkeme:

  • Görevli Mahkeme: Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
  • Yetkili Mahkeme: Davalının yerleşim yerindeki mahkeme

⚖️Hükümsüzlük Kararının Sonuçları

Hükümsüzlük kararı, marka tescilini geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır.

Marka hakkında verilen hükümsüzlük kararı, kural olarak markanın tescil anından itibaren geçersiz sayılması sonucunu doğurur. Bu karar, yalnızca ileriye dönük değil, geçmişe etkili sonuçlar da doğurarak markanın hukuki varlığını kökten ortadan kaldırır.

Bu kapsamda hükümsüzlük kararının başlıca sonuçları şu şekilde ortaya çıkar:

    • Marka sicilden terkin edilir (silinir). Böylece marka üzerindeki tescil koruması tamamen sona erer.
    • Marka koruması geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Tescil baştan itibaren hiç yapılmamış sayılır.
    • Markaya bağlı hukuki işlemler kural olarak geçersiz hale gelir. Lisans sözleşmeleri, devir işlemleri ve benzeri tasarruflar bu kapsamda etkilenebilir.
    • Ancak iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanılmış hakları korunabilir. Özellikle lisans alan kişiler veya markayı iyiniyetle kullanan üçüncü kişiler bakımından hakkaniyet ilkesi gereği istisnalar gündeme gelebilir.
    • Tazminat ve sorumluluk ilişkileri somut olaya göre değerlendirilir. Hükümsüzlük kararı, otomatik olarak tüm talepleri haklı hale getirmez; kusur ve iyi/kötü niyet unsurları ayrıca incelenir.
Özet Değerlendirme

Markanın hükümsüzlüğü, tescil anındaki hukuka aykırılıklara dayanırken; marka iptali tescilden sonra ortaya çıkan kullanım ve davranışlara ilişkindir. Uygulamada bu iki kurum sıklıkla karıştırılmakta olup, farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

 

⚖️Uygulamada Örnekler: Markanın Hükümsüzlüğü Davalarında Yargıtay İçtihatları

 

 

❓Sık Sorulan Sorular

Markanın hükümsüzlüğü davası kaç yıl içinde açılmalıdır?

Davanın dayandığı hukuki sebebe göre süreler değişmektedir. Bazı hükümsüzlük sebepleri bakımından süre sınırlaması bulunmazken, bazı nispi ret sebeplerinde hak düşürücü süreler uygulanabilmektedir.

Kötü niyetli marka tescili nedir?

Başkasına ait marka, ticaret unvanı veya ticari itibardan yararlanmak amacıyla yapılan marka başvuruları kötü niyetli tescil olarak değerlendirilebilir.

Marka hükümsüz olursa sicilden silinir mi?

Evet. Hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonra marka Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkin edilir.

Marka hükümsüzlük davası ile marka iptal davası aynı şey midir?

Hayır. Hükümsüzlük davası markanın tescil anındaki hukuka aykırılığa dayanırken, iptal davası sonradan ortaya çıkan sebeplere dayanır.

Markanın hükümsüzlüğü davasında tazminat talep edilebilir mi?

Şartları varsa marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hükümlerine dayanılarak ayrıca maddi ve manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir.

⚖️Uygulamada Örnekler: Markanın Hükümsüzlüğü Davalarında Yargıtay ve BAM Kararları

Herhangi bir kişi veya kurum, daha önce başka bir şirket tarafından kullanılan ama henüz tescillenmemiş bir markayı kendi adına kötü niyetle tescil ettirirse, gerçek hak sahibi firma, markanın hükümsüzlüğü davası açarak bu tescilin iptalini sağlayabilir. Aşağıda markanın hükümsüzlüğü ve iptali konusunda Demirbaş Hukuk Bürosu arşivinden alınmış dört Yargıtay ve BAM kararı incelenecektir. 

 

096c179c 4d6c 4c84 9791 58ec56870a17

Markanın Hükümsüzlüğü ve Gerçek Hak Sahipliği İlkesi

Aşağıda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2013/3985 Karar No’lu ve 2012/4221 Esas No’lu “markanın hükümsüzlüğü” kararının hukuki bir analizini bulabilirsiniz

Konu:

Davacı şirketin yıllardır kullandığı “Dağlıoğlu” ibaresinin, davalı tarafından sonradan marka olarak tescil ettirilmesi üzerine, gerçek hak sahibinin kim olduğu iddiasına dayalı olarak markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talep edilmiştir.

⚖️ Yasal Dayanak:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre (önceki 556 sayılı KHK m.42):

  • Tescil başvurusu yapılmadan önce markayı fiilen kullanan ve bu kullanım sonucu bir hak elde eden kişi, sonradan yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu iddia ederek hükümsüzlük davası açabilir.
  • Tescil, gerçek hak sahibinin izni olmaksızın yapılmışsa hükümsüzlük sebebidir.

Somut Olayda Dikkat Çeken Unsurlar:

✅ Davacının Önceki Kullanımı Kanıtlanmıştır:

  • Davacı şirketin 1965’ten bu yana “Dağlıoğlu” ibaresini nakliyat ve kömür ticareti alanında fiilen kullandığı; bu kullanımın sürekli, kesintisiz ve ticari olarak yerleşik olduğu dosya kapsamındaki faturalar ve müşteri ilişkileriyle ispatlanmıştır.

❌ Davalının Önceki Kullanımı Yoktur:

  • Davalı taraf, “Dağlıoğlu” ibaresini ilk kez 2008 yılında adına tescil ettirmiş, bu tarihten önce markayı fiilen kullanmadığını gösterir nitelikte hiçbir somut delil sunamamıştır.
  • Dolayısıyla, tescil işlemi gerçek hak sahibinin öncelik hakkını ihlal eder şekilde yapılmıştır.

Mahkemenin Gerekçesi:

Mahkeme, 04 ve 39. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde marka üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğuna ve davalının markayı sonradan tescil ettirmesine rağmen hak sahibi olmadığını isabetli biçimde tespit etmiş; dolayısıyla 2008/68494 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar vermiştir.

️ Yargıtay’ın Onama Gerekçesi:

  • Delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.
  • Gerçek hak sahipliği ve fiili kullanım ilkesine uygun biçimde karar verilmiştir.
  • Temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Kararın Önemi ve Hukuki Sonuçları:

  1. Gerçek hak sahipliği, sadece tescil değil; fiili ve yerleşik kullanım ile de doğabilir.
  2. Önceki kullanım, markaya dair bir kazanılmış hak doğurur.
  3. Marka tescili yapılmadan önce başkasının tanınmış ticari unvanını veya soyadını kapsayan bir ibareyi tescil ettirmek, kötü niyet olarak değerlendirilir.
  4. Hükümsüzlük kararıyla marka, ilk günden itibaren geçersiz hale gelir ve sicilden silinir.
  5. Karar, haksız marka tesciline karşı etkili bir yargı denetiminin varlığını göstermektedir.

a72860ee c4ac 4c50 962f 35cf0bfaa75e

Markanın Hükümsüzlüğü ve Ticaret Unvanının Terkini Davası 

Davanın Konusu

  • Asıl dava: Davalının ticaret unvanında “A-PLAS” ibaresinin kullanımı nedeniyle marka ve ticaret unvanı haklarına tecavüzün tespiti ve unvan terkini istemidir.
  • Birleşen dava: Davalı adına tescilli 2007/11579 sayılı “A-PLAS” markasının, davacı markası ile iltibas oluşturacak şekilde benzer olduğu ve kötü niyetle tescil ettirildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğü talebidir.

⚖️ Hukuki Değerlendirme

  1. Asıl Davada “Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı”
  • Yargıtay, sessiz kalma süresi bakımından somut olayın koşullarını dikkate alarak TMK m.2’deki dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.
  • Davacının, davalının aynı adreste faaliyet gösterdiği 3,5 yıllık süre boyunca hiçbir ihtarname çekmemesi, dava açmaması ya da ihtilaf yaratmaması, hak sahipliğini zayıflatan bir sessizlik olarak kabul edilmiştir.
  • Bu nedenle, davacının unvan terkinine dair talebi reddedilmiş ve asıl dava bozulmuştur.
  1. Birleşen Davada “Markanın Hükümsüzlüğü”
  • Mahkeme, davalının tescilli markasının öncelik hakkı olan ve daha önce tescillenmiş bir marka ile aynı ibareyi taşıması, iltibas ihtimali ve kötü niyetli tescil gerekçeleriyle hükümsüzlüğüne karar vermiştir.
  • Davalının, davacının müşterilerine sipariş ve ödeme yönlendirmesi yaptığı ve davacı gibi hareket etmeye çalıştığı sabit görülmüştür.
  • Yargıtay, bu kararı onamıştır.

Kararın Önemi ve Sonuçları

  1. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı (acquiescence) ilkesi, her ne kadar açıkça düzenlenmemiş olsa da, içtihatlarla yerleşmiş ve TMK m.2 ile temellendirilmiştir.
  2. Ticaret unvanı ve marka arasında öncelik ilişkisi, hakkın kötüye kullanılmaması ve ticari dürüstlük ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.
  3. Marka hükümsüzlüğü davalarında, yalnızca görsel/fonetik benzerlik değil, ticari davranışlar, taraflar arasındaki ilişki, müşteri yanıltma eylemleri ve kötü niyet unsuru da dikkate alınmıştır.

Hukuki Tavsiyeler ve Uygulama

  • Marka (SMK m. 25/6) ve Ticaret unvanı hakkı sahiplerinin (TBK m. 2), potansiyel ihlalleri fark ettiklerinde gecikmeksizin harekete geçmeleri gerekir. Aksi takdirde, TMK m.2 uyarınca sessiz kalma suretiyle hak kaybı oluşabilir.
  • Hükümsüzlük talepleri için, özellikle öncelik hakkının belgelendirilmesi, ticari kullanımın ispatlanması ve kötü niyetin ortaya konulması gerekir.
  • Ticaret unvanı ile marka arasında iltibas riski taşıyan kullanımlarda, hem unvan terkini hem de marka hükümsüzlüğü birlikte talep edilebilir.

 

a891566f 79be 4742 ba0c d1ac88d81341

Tanınmış Marka ve Markanın Hükümsüzlüğü 

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2008/11-501 Karar: 2008/507 Tarih: 16.07.2008

Bu karar, tanınmış markanın korunması, markanın hükümsüzlüğü davasında hak düşürücü süre ve kötü niyetli tescil iddiaları bakımından oldukça önemli ve öğretici bir içtihattır. Aşağıda bu kararın esas yönlerini başlıklar altında analiz ettim:

1. Davanın Konusu

Dava, “JUMP” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı, kendi markasının hem Türkiye’de hem de Paris Sözleşmesi’ne taraf diğer ülkelerde tescilli olduğunu ve “tanınmış marka” statüsünde bulunduğunu ileri sürmüş; davalının ise aynı ibareyi farklı sınıfta, kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini savunmuştur.

⚖️ 2. Uyuşmazlık Konuları

  • Davacı markasının tanınmış marka olup olmadığı
  • Davalının markayı kötü niyetle tescil ettirip ettirmediği
  • 556 sayılı KHK m.42/1-a gereği açılan hükümsüzlük davasında, 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı

️ 3. Hak Düşürücü Süre ve Kötü Niyet İstisnası

556 sayılı KHK m.42/1-a uyarınca, tanınmış marka nedeniyle açılan hükümsüzlük davası, marka tescilinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Ancak marka kötü niyetle tescil edilmişse, bu süreye bağlı kalınmaksızın dava açılabilir.

Kararın önemi: Mahkeme, tanınmışlık ve kötü niyet unsurlarını tam olarak araştırmadan karar vermiştir. Yargıtay ise:

  • Süre aşımına rağmen davaya devam edilebilmesi için kötü niyetin açıkça kanıtlanması gerektiğini,
  • Davacının tanınmış marka iddiasını destekleyecek şekilde somut veri ve bilirkişi raporuyla ispat etmesi gerektiğini,
  • Bu araştırmalar yapılmadan karar verilemeyeceğini belirterek hükmü bozmuştur.

4. Tanınmış Marka Kriterleri (Kararda Atıf Yapılan)

Yargıtay, Paris Sözleşmesi, TRIPS ve WIPO uzman görüşleri çerçevesinde tanınmış markanın belirlenmesine yönelik şu kriterleri vurgulamıştır:

  • Kullanım süresi ve yoğunluğu
  • Reklam, promosyon, fuar katılımları
  • Coğrafi yaygınlık
  • İlgili sektörde bilinirlik
  • Tüketici nezdinde çağrışım gücü

5. Kötü Niyetin Belirlenmesi

Yargıtay’a göre:

    • Marka bire bir kopyalanmışsa,
    • Marka sahibinin yurtdışında tanınmışlığı varsa,
    • Davalı tescil sırasında bu markanın varlığından haberdarsa, kötü niyet karinesi doğar. Ancak bu kararda Yargıtay, yalnızca yurt dışı tescil ve ithalatın kötü niyeti doğurmayacağını, somut delillerin  gerektiğini vurgulamıştır.
⚖️ Kararın Sonucu ve Hukuki Önemi

• Tanınmış markaya dayalı hükümsüzlük davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre kural olarak uygulanır; bu süreden sonra ancak kötü niyetin açık ve somut şekilde ispatlanması halinde dava ileri sürülebilir.

• Tanınmışlık olgusu, soyut iddialarla değil; kullanım süresi, reklam ve tanıtım faaliyetleri, sektörel bilinirlik ve pazar yaygınlığı gibi somut deliller ile uzman/bilirkişi görüşleri çerçevesinde ispatlanmalıdır.

• Kötü niyet iddiasında ispat yükü davacı üzerindedir; ispat külfetinin yer değiştirmesi kural olarak söz konusu değildir ve her somut olayda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

 

07a8d31d 008e 4d1b a62e 98681804477b

Tanınmış Marka ve Kötü Niyetle Yapılan Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü

Tanınmış markaların korunması, sadece yerel mevzuatla değil, aynı zamanda uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile de şekillenen çok katmanlı bir alandır. 556 sayılı mülga KHK dönemine ilişkin bu önemli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı (E. 2008/11-501, K. 2008/507, T. 16.07.2008), markanın hükümsüzlüğü davası, kötü niyetli tescil, tanınmış marka statüsü ve uluslararası koruma ilkeleri arasında kritik bir bağ kurarak uygulamaya ışık tutmaktadır.

Kararın Konusu:

Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı, Fransa menşeli ve çeşitli ülkelerde tescilli olan RG 512 & şekil ibareli markasının, davalı tarafından Türkiye’de birebir veya iltibasa yol açacak şekilde tescil ettirildiğini, bu tescilin kötü niyetli olduğunu ve markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu ileri sürmektedir.

⚖️ İlgili Hukuki Düzenlemeler:

  • 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK (yürürlükteki tarih itibarıyla)
    • Madde 7/1-b: Ayırt edilemeyecek kadar benzer markaların tescilinin reddi
    • Madde 8/1-b ve 8/IV: Tescilli marka ile iltibas yaratacak markaların reddi
    • Madde 42: Hükümsüzlük sebepleri
    • Madde 35: Marka başvurusunun kötü niyetle yapılması
  • Paris Sözleşmesi m. 1 mükerrer 6
  • TRIPS Anlaşması m.16/3
  • TTK m.20/2, TMK m.2: Dürüstlük kuralı ve kötü niyet

Kararın İçeriğine Dair Analiz:

✅ 1. Mahkemenin Gerekçesi:

  • Davalı, davacı markasının birebir benzerini Türkiye’de 2001 yılında tescil ettirmiştir.
  • Davalı, tekstil sektöründe faaliyet gösteren biri olup davacının tanınmış markasından haberdar olması beklenir.
  • RG 512 ibaresi fantezi bir isim olup, tesadüfen seçilmesi mümkün değildir.
  • Davalının davranışı kötü niyetli tescil olarak nitelendirilmiş ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

❌ 2. Yargıtay’ın Bozma Gerekçesi:

  • Hükümsüzlük sebepleri yalnızca 556 sayılı KHK m.42’de sayılmıştır. Madde 35 (kötü niyetli başvuru) hükmü doğrudan hükümsüzlük nedeni değildir.
  • Kötü niyetli tescil ancak tanınmış markaya dayanılarak, Paris Sözleşmesi m.1 mük. 6 ve KHK m.42’ye göre ileri sürülebilir.
  • Yerel mahkeme, markanın tanınmış olup olmadığını usulüne uygun araştırmamış; bilirkişi raporu bu açıdan eksik ve denetime elverişsizdir.
  • Davalı lehine kararın bozulmasına hükmedilmiştir.

Kararın Önemi Ve Hukuki Sonuçları:

  1. ✅ Kötü niyetli marka tescili, ancak tanınmış markalar lehine hükümsüzlük gerekçesi yapılabilir.
  2. ⚠️ Marka tanınmışlığı, özenle belirlenmeli; reklam bütçesi, sektörel bilinirlik, kullanım süresi, coğrafi yaygınlık gibi kriterler dikkate alınmalıdır.
  3. ❗ Yurt dışı tescil, tanınmışlık için bir karine sayılmaz; somut pazardaki bilinirlik şarttır.
  4. Mahkeme HUMK m.76 uyarınca doğru hukuki nitelendirme yapmalı; davacının tanınmışlık iddiası üzerinden yargılama yürütmelidir.
  5. Yargıtay içtihatları, tanınmış markaların kötü niyetle tescil edilmesini dürüstlük kuralına (TMK m.2) aykırı bulmaktadır; ancak bu durum 556 sayılı KHK m.42’de açıkça yer almadığından doğrudan uygulanamaz.
Sonuç olarak; Yargıtay HGK, yerel mahkemenin eksik inceleme ile tanınmış marka tespitine dayalı hükümsüzlük kararı vermesini hukuka aykırı bulmuştur. Markanın tanınmışlığı konusunda kanıtlar ve kriterlerin yeterince ortaya konulması gerektiğini vurgulamış, yalnızca benzerlik ve kötü niyet varsayımına dayalı hükümsüzlük kararını bozmuştur.

Bu karar, marka hukukunda tanınmışlık iddiası ile kötü niyetli tescil arasındaki ilişkinin dikkatle kurulması gerektiğini ve usul kurallarına uygun tanık, bilirkişi ve delillerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir.

f68c8289 2d85 4b83 ba5c e22bc5cb7d6d

 

⚖️ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Karar İncelemesi: Dürüstlük kuralı, Haklı Sebep, Fiili İmkansızlık 

Esas: 2025/498 – Karar: 2026/426

1. Uyuşmazlığın Hukuki Niteliği

İncelemeye konu uyuşmazlık, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında markanın kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğü/iptali talebi üzerine şekillenmektedir. Davacı taraf, markanın uzun süre kullanılmadığını ileri sürerek SMK m.26 anlamında iptal koşullarının oluştuğunu iddia etmiştir.

Buna karşılık davalı taraf, markanın kullanılmamasının kendi iradesinden kaynaklanmadığını, aksine davacının fiili müdahaleleri sonucunda üretim ve kullanım faaliyetlerinin imkânsız hale getirildiğini savunmuştur.


2. Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi

Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığı öncelikle TMK m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirmiştir.

Mahkemeye göre:

  • Bir hakkın doğumuna veya ileri sürülmesine, kişinin kendi hukuka aykırı davranışı sebep olmuşsa,
  • Bu davranışa dayanılarak hukuki koruma talep edilmesi mümkün değildir.

Bu çerçevede davacının, önce davalıya ait üretim ve kullanım imkânlarını ortadan kaldırdığı, ardından da bu durumdan hareketle markanın kullanılmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı kabul edilmiştir.


3. SMK m.9 Kapsamında “Haklı Sebep” Değerlendirmesi

Kararın en önemli hukuki tespiti, markanın kullanılmamasının SMK m.9 anlamında haklı sebebe dayanıp dayanmadığı noktasındadır.

Mahkeme, şu değerlendirmeyi yapmıştır:

  • Markanın kullanılmaması iradi bir tercih değil,
  • Doğrudan üçüncü kişinin hukuka aykırı müdahalesi sonucu ortaya çıkan fiili imkânsızlık niteliğindedir.

Bu nedenle söz konusu durumun, SMK m.26 kapsamında aranan “haklı sebep olmaksızın kullanılmama” şartını ortadan kaldırdığı kabul edilmiştir.


4. Hukuki Nitelendirme ve İstinafın Denetimi

İstinaf incelemesi, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirme yaptığı sonucuna ulaşmıştır.

Zira ilk derece mahkemesi:

  • Kullanılmama olgusunu soyut biçimde değerlendirmiş,
  • Kullanımın engellenme nedenini dikkate almamış,
  • Hakkın kötüye kullanılması yasağını somut olaya uygulamamıştır.

Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, somut olayın bütünlüğü içinde değerlendirme yaparak kullanımın imkânsız hale getirilmesinin hukuken korunamayacağını vurgulamıştır.


5. Kararın Ortaya Koyduğu Temel Hukuki İlkeler

Karar, marka hukukuna ilişkin olarak aşağıdaki ilkeleri ortaya koymaktadır:

  1. Kişi, kendi hukuka aykırı fiilinden lehine sonuç elde edemez (nemo auditur propriam turpitudinem allegans).
  2. Markanın kullanılmaması, eğer üçüncü kişinin hukuka aykırı müdahalesinden kaynaklanıyorsa, SMK anlamında kullanılmama olarak değerlendirilemez.
  3. SMK m.9 kapsamında “haklı sebep” kavramı, yalnızca dışsal zorlayıcı sebeplerle sınırlı olmayıp, fiili ve hukuki imkânsızlık hallerini de kapsar.
  4. Hükümsüzlük veya iptal değerlendirmelerinde, salt kullanım verisi değil, kullanımın gerçekleşmemesine yol açan nedenler de mutlaka incelenmelidir.

Hüküm

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, somut olayda markanın kullanılmamasının davalının iradesinden kaynaklanmadığını, aksine davacının hukuka aykırı müdahaleleri sonucu ortaya çıktığını tespit ederek, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Bu yönüyle karar, marka hukukunda kullanılmama nedeniyle iptal davalarında “nedensellik ve haklı sebep” değerlendirmesinin zorunluluğunu ortaya koyan önemli bir içtihat niteliğindedir.

 
Sonuç

Marka tescili, sahibine mutlak ve tekelci bir hak sağlasa da bu hakkın sınırları kanunla çizilmiştir. Gerek tescil anındaki sakatlıklar nedeniyle açılacak hükümsüzlük davaları, gerekse tescil sonrasındaki kullanım kusurları nedeniyle TÜRKPATENT nezdinde yürütülen iptal süreçleri, sınai mülkiyet hukukunda haksız rekabetin önlenmesi ve dürüstlük kuralının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle marka hukukuna ilişkin hak kayıplarının önlenmesi ve sürecin doğru yönetilmesi için hükümsüzlük ve iptal mekanizmalarının dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Fikri mülkiyet portföylerinin etkin korunması açısından bu süreçlerin uzman bir hukukçu rehberliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.

 

 

 


b4d314f4 c36b 4b45 9c67 fda485f0a583

 

Markanın Hükümsüzlüğü Davaları

ed01d9b7 4c11 45d3 8e07 0d624e03d44f

İlgili Yazılar:

  1. HAGB Kararının Açıklanması | Demirbaş Hukuk Bürosu
  2. Marka Hakkını İhlal Suçlarını İşleyenlere Verilecek Cezalar
Share
1
demirbas
demirbas

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLETİŞİM


Demirtaşpaşa Mahallesi Ankara yolu Cad. No:36, Tüze İş Merkezi, Kat:10, 16220

+90 542 120 86 16

+90 224 272 19 09

info@demirbas.av.tr


DANIŞMA KURALLARI VE UYARILAR

Bu web sitesinde yer alan yazı ve açıklamalarda değinilen konular soyut ve genel olarak ele alınmıştır. Bu nedenle bu yazı ve açıklamalar somut bir olay hakkında yapılmış hukuki tavsiye olarak kabul edilemeyecekleri gibi Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Meslek Kuralları kapsamında yazılı veya sözlü hukuki danışma olarak da değerlendirilemezler.
© 2023 Demirbaş Hukuk Bürosu Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım web tasarım