

Başlıklar
Toggleİşçinin vefat etmesi, bir yıl çalışma koşulunun sağlanması şartıyla mirasçılarına kıdem tazminatı talep hakkı vermektedir. Bu yazımızda, ölen işçinin kıdem tazminatına ilişkin yasal hakları, mirasçıların başvuru süreçleri, dava yolu, ve uygulamada dikkat edilmesi gereken önemli noktaları detaylı biçimde ele alacağız.
Türk Borçlar Kanunu m. 440’ a göre “Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer.”
İşçinin herhangi bir nedenle hayatını kaybetmesi halinde 1 yıllık kıdem şartı sağlanıyorsa yasal mirasçılarına kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Kanun sadece iş sözleşmenin ölümle sona ermesini aramakta olup işçinin mirasçılarının kıdem tazminatı talep hakkı doğabilmesi için ölümün nedeninin ve nasıl gerçekleştiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Ölüm nedeninin hastalık, iş kazası, herhangi bir kaza veya trafik kazası yahut meslek hastalığı sonucu olup olmadığının, ölümün, işçinin veya üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının veya işyeri içinde veya dışında meydana gelip gelmediğinin intihar ya da cinayet olmasının mirasçıların kıdem tazminatı talep etmesine bir etkisi yoktur.
İşçinin ölümü durumunda kıdem tazminatı, doğrudan işçinin yasal mirasçılarına ödenir. Bu kişiler genellikle:
Eşi,
Çocukları,
Anne ve babası (bazı durumlarda),
Yasal mirasçılık sırasına göre diğer yakınları
olabilir.

1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte kalan 14. maddesi (kıdem tazminatına ilişkin), “İşçinin ölümü sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesi halinde, işçinin kanuni mirasçılarına kıdem tazminatı ödeneceğini” açık bir şekilde düzenlemektedir. Burada, ölüm sebebine dair herhangi bir ayrım yapılmamıştır. İşçinin kendi kusuru sonucu ölüp ölmediği, intihar edip etmediği, dikkatsiz davranışı sonucu ölüme neden olup olmadığı gibi hususlar bu düzenlemede yer almamıştır. Bu bakımdan kanunun lafzı, ölümün nedenine bakılmaksızın kıdem tazminatı hakkının doğacağını ifade eder.
Bununla birlikte Yargıtay’ın işçinin kendi kusuru sonucu ölmesi halinde, ölüme neden olan davranış işveren yönünden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebebi oluşturuyorsa mirasçılarının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı yönünde kararları da vardır. Ancak bu karaların genellikle eski tarihli olduğu gözlenmektedir. Örneğin 9. Hukuk dairesi 1978 tarihli eski bir kararında kendi kusurlu davranışıyla ölümüne yol açan işçinin yasal mirasçılarına kıdem tazminatı ödenmeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay bu doğrultudaki kararları, işçinin ölümüne neden olan davranışının işverene, İş Kanunu m.25/II kapsamında haklı nedenle iş sözleşmesini feshetme hakkı verdiği ancak işçinin ölümü nedeniyle bunu gerçekleştiremediği olaylara özgüdür. İş sözleşmesi ölüm ile sona ermiştir; işverenin burada fiilen bir fesih imkânı yoktur. Fesih yerine geçen ölüm olgusu kıdem tazminatını doğuran bir haktır. Yüksek mahkeme bazı olaylarda, “fiilen feshedilemedi ama feshin koşulları oluşmuştu” diyerek analojik bir yaklaşım sergilemiştir. Bu ise kanun hükmünü dolaylı biçimde daraltan bir yorumdur. Fesih ile ölüm her zaman aynı hukuki etkiyi doğurmaz, birbirinden ayrı kavramlardır. Ölüm bir irade beyanı değil, objektif hukuki sonuç doğuran bir olaydır. İşverenin “fesih hakkı”nı kullanamadan ölümün gerçekleşmesi, onu kıdem tazminatından kurtarmamalıdır.
Öte yandan Kanunun lafzı açıktır; sebebi ne olursa olsun, ölüm kıdem tazminatı hakkını doğurur. Yargıtay hakkaniyet gibi mülahazalarla somut olay adaletini sağlamaya amaçlamışsa da yorumu işçinin ölümünü, ölüm nedenine dayalı bir ayrıma gitmeden kıdem tazminatına hak kazanma sebebi olarak sayan 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesine uygun düşmemektedir. Yargıtay’ın görüşü kabul edildiğinde de her olayın özellikleri farklı olacağından bu değerlendirmenin somut olaya özgü olarak yapılması gerekmektedir.

Kıdem tazminatının ödenebilmesi için şu temel koşulların sağlanması gerekir:
İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 yıl çalışmış olması,
İş sözleşmesinin işçinin ölümü nedeniyle sonlanması,
İşçinin iş kanununa tabi olarak çalışmış olması (bazı istisnai durumlar hariç),
İşverenin kıdem tazminatını ödememesi hâlinde mirasçılar tarafından talepte bulunulması veya dava açılması.
6098 sayılı TBK m. 440 işverenin, işçinin ölümü halinde bir kısım mirasçılarına “ölüm tazminatı” ödemesini öngörmüştür. Hak sahiplerinin bu tazminatı talep edebilmeleri için İşçinin ölümüyle iş sözleşmesinin sona ermesi yeterlidir. TBK m. 440 kapsamındaki tazminata hak kazanabilmek için işçinin belirli bir kıdeme sahip olması gerekmemektedir. Keza işçinin ölüm nedeninin veya ölümünde kendi kusurunun bulunmasının da bir önemi yoktur.
Düzenlemeye göre tazminat ödenecek hak sahipleri işçinin eşi, ergin olmayan çocukları, bunlar bulunmadığı takdirde ise bakmakla yükümlü oldukları kişilerdir.
Türk Borçlar Kanunu m. 440 uyarınca ödenecek “ölüm tazminatının” tutarı işçinin bir aylık ücretidir. Ancak işçi, vefat tarihinde beş yıl veya daha fazla kıdeme sahipse ödenecek ölüm tazminatı tutarı iki aylık ücretinden az olmayacaktır.
Bunun dışında işçinin iş kazası veya meslek hastalığı geçirmesi sebebiyle ölümü halinde, işçinin desteğinden yoksun kalan kişilerin işverenden destekten yoksun kalma tazminatı talep hakları bulunmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı sadece iş kazalarına özgü bir tazminat olmayıp borçlar hukukunun genel hükümleri çerçevesinde tüm haksız fillere uygulanmaktadır. İşçinin ölümü halinde mirası reddeden hak sahipleri de destekten yoksun kalma talebinde bulunabilirler. Bunun nedeni destekten yoksun kalma tazminatının, miras yoluyla muristen geçen bir hakka değil destekten yoksun kalan kişinin şahsına ait bağımsız bir hakka dayanmasıdır.

İlk aşamada mirasçılar, noter kanalıyla veya yazılı olarak işverene kıdem tazminatını ödemesi için başvurabilir. Bu başvuruda mirasçılık belgelerinin ve işçinin ölüm belgesinin sunulması önerilir.
İşveren ödeme yapmazsa, 2018 yılında yürürlüğe giren zorunlu arabuluculuk sistemi gereği, dava açmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmalıdır.
Arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, mirasçılar İş Mahkemesi nezdinde kıdem tazminatı davası açabilirler.
İşçinin ölümü halinde kıdem tazminatı hakkı, mirası kabul etmiş olan, mirasçılara geçer. İşçinin ölümü halinde mirasçılarının kıdem tazminatı talep etme hakkı destekten yoksun kalma tazminatında olduğu gibi ölüm ile ortaya çıkmasına rağmen, ondan farklı olarak mirasçının kendisinden doğan bağımsız bir hak değil, miras bırakanın şahsından doğan ve miras yoluyla geçen bir haktır. Bu nedenle mirası reddeden mirasçı ölüm neden ile kıdem tazminatı talep edemez.
Ölen işçinin kıdem tazminatı zamanaşımına uğrar mı?
Evet. Kıdem tazminatına ilişkin haklar, ölüm tarihinden itibaren 5 yıl içinde talep edilmelidir. Aksi takdirde zamanaşımına uğrar.
İşçi sigortasız çalışıyordu, yine de kıdem tazminatı alınabilir mi?
Evet, sigortasız çalışma iddiası ispat edilebilirse (tanık, belge, banka kaydı vb.), mahkeme kararıyla geriye dönük kıdem tazminatı alınabilir.
Tazminat tek mirasçıya mı yoksa tümüne mi ödenir?
Kıdem tazminatı mirasçılar arasında, miras paylarına paylaştırılır. Tüm yasal mirasçılar tazminattan pay alır.
İş kazası nedeniyle ölen işçinin kıdem tazminatı ödenir mi?
İş kazası sonucu ölüm halinde kıdem tazminatı hakkı devam eder. Ayrıca iş kazası tazminatı da talep edilebilir.
Ölen işçinin intihar etmesi kıdem tazminatını etkiler mi?
Hayır, işçinin ölüm sebebi kıdem tazminatı hakkını etkilemez
Ölen işçinin kıdem tazminatı işveren tarafından ödenmezse ne yapılmalı?
İşveren ödeme yapmazsa, mirasçılar iş mahkemesinde dava açabilir.
Ölen işçinin kıdem tazminatı için dava açma süresi nedir?
Mirasçılar, kıdem tazminatını talep etmek için 5 yıl içinde dava açmalıdır.
