Karakol ve Emniyette Gözaltında Avukat Yardımı
Gözaltına Alma Nedir?
Gözaltına alma, bir suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı ve zorunluluk arz etmesi nedeniyle hâkim önüne çıkarılıncaya kadar yakalama işlemi yapılan kişinin özgürlüğünün kolluk tarafından kısıtlanması veya alıkonulması şeklinde tanımlanmaktadır (CMK m.91). Diğer bir ifadeyle, bir kişinin bir suç şüphesiyle yakalanması halinde, yakalama işleminden sonra hakim önüne çıkana kadar geçen sürede kolluk güçleri (polis, jandarma) bünyesinde tutulmasıdır.
Gözaltına alma bir koruma tedbiridir ve keyfi olarak uygulanması mümkün değildir. Gözaltı kararı ancak soruşturma işlemleri için zorunluluk bulunması ve kişinin bir suç işlediğine dair somut delillerin varlığı halinde verilebilir. Davet üzerine ifade vermeye veya mahkemeye gelebileceği bilinen kişiler hakkında ya da delillerin karartılma tehlikesinin bulunmadığı durumlarda gözaltı kararı verilmemesi esastır. Aşağılama, onur kırma veya gözdağı verme gibi amaçlarla yakalama yapılamayacağı gibi bu tür sonuçlar doğuracak şekilde gözaltı kararı da ihdas edilemez.
Gözaltına Alınan Kişinin Sahip Olduğu Haklar
Gözaltı işlemi altındaki kişinin temel hakları şunlardır:
- Yakınlarına haber verilmesini isteme hakkı,
- Müdafi yardımından yararlanma hakkı,
- Hakları ve isnat edilen suçlama hakkında bilgilendirilme hakkı,
- Hekim tarafından muayene edilme (sağlık kontrolü) hakkı,
- İsnat edilen suçlama hakkında beyanda bulunmama (susma) hakkı,
- Gözaltı işlemine karşı itiraz etme hakkı.
Gözaltı Sürecinde Avukatla Görüşme
Gözaltına alınan kişinin müdafi yardımından faydalanma hakkı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerinden olan “adil yargılanma hakkı” kapsamındadır. Bu hak, hiçbir surette engellenemez ve kısıtlanamaz.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarının her safhasında avukatla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince avukatın hazır bulunmasını ve hukuki yardımda bulunmasını talep etme yetkisi mevcuttur. Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde yürütülen soruşturmalarda, kolluk birimleri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan ifade alma işlemi sırasında avukat sayısı bir (1) ile sınırlandırılmıştır. Şüphelinin tutuklanma talebiyle mahkeye sevk edilmesi durumunda ise hâkim tarafından yapılacak sorguda en fazla üç (3) avukat hazır bulunabilir.
Avukat ile görüşme denetime veya gözetime tabi değildir. Avukatla her zaman ve kimsenin duyamayacağı bir ortamda görüşme hakkı korunmaktadır. Avukat ile yapılan yazışmalar ve paylaşılan belgeler kural olarak denetlenemez ve bu belgelere el konulamaz.
- Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafi ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
- Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.
Gözaltında Bulunan Kişinin Yakınları ile Görüşme Durumu
Gözaltı aşamasında kişi ile kural olarak sadece müdafii görüşebilir. Mevzuatta, gözaltındaki kişinin yakınları ile görüşebilmesine dair bir hak düzenlenmemiştir. Ancak uygulamada kolluk birimlerinin rızası dahilinde bu görüşmelerin gerçekleştirilebildiği görülmektedir.
Temel İhtiyaçların Karşılanması ve Sağlık Hakları
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca; gözaltına alınan kişilerin yaşam haklarını koruyucu önlemlerin alınması, beslenme, nakil, sağlığın korunması ve gerekli tedavilerin uygulanmasıyla ilgili tüm tedbirler, gözaltı işlemini gerçekleştiren kolluk birimi ve bağlı olduğu Bakanlığın sorumluluğundadır.
Yönetmeliğin 9. maddesi ise sağlık haklarına dair şu hükmü havidir:
“Gözaltına alınanlardan herhangi bir nedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenler, derhal hekim kontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Bu durumdaki kişilerden kronik bir rahatsızlığı olanların, istekleri halinde varsa kendi hekimi nezaretinde resmi hekim tarafından muayene ve tedavi edilmeleri sağlanır.”
Kronik bir sağlık sorunu bulunan kişiler, muayene sırasında kendi doktorlarının hazır bulunmasını talep etme yetkisine sahiptir. Ayrıca, zorunlu olarak kullanılan ilaçların temini idare tarafından sağlanmak zorundadır.
Haksız Gözaltı Nedeniyle Tazminat Hakkı
Kişinin hukuka aykırı olarak gözaltına alınması, yasal sürelerin aşılması veya soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmesi gibi hallerde, devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı saklıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi ve devamı uyarınca düzenlenen bu hak kapsamında;
- Görevli Mahkeme: Tazminat istemleri, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde; eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
- Dava Açma Süresi: Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat davası açılması gerekmektedir.
Bu davalar doğrudan devlete karşı açılmakta olup, haksız uygulama nedeniyle oluşan maddi kayıpların yanı sıra kişinin hürriyetinden yoksun kalması sebebiyle uğradığı manevi zararların telafisi amaçlanmaktadır.
Konuyla ilgili daha kapsamlı bilgi ve tutuklama aşamasına dair tazminat detayları için Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Davası başlıklı incelememizi ziyaret edebilirsiniz.
Av. Hüseyin Demirbaş, Demirbaş Hukuk Bürosu, Bursa
