
Başlıklar
ToggleTicari faaliyetlerini sürdüren şirketler ve işverenler için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borçları, ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde yönetilmesi gereken en kritik konulardan biridir. Kurum, birikmiş alacaklarını tahsil etmek amacıyla, borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemi uygulayabilir. Ancak uygulamada sıklıkla karşılaşılan en büyük sorun; haczedilen menkul mallara (makine, teçhizat, araç vb.) piyasa rayicinin çok altında değer biçilmesidir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında icra edilen SGK haczi, malların gerçek değerinin altında “yok pahasına” satılması, hem borçlu işletmenin ticari mahvına neden olmakta hem de borcun kapanmamasına yol açmaktadır. Bu tatsız sonucun ortaya çıkmasını önlemek için yetkili iş mahkemesinde kıymet takdirine itiraz ederek, mahkemeden uzman bilirkişiler marifetiyle mahcuzların gerçek değerinin tespitini talep edebilirsiniz.
Bu yazımızda; SGK hacizlerinde kıymet takdirine nasıl itiraz edileceği, bilirkişi incelemesi talebi, görevli mahkeme ve satışın durdurulması prosedürlerini genel hukuk ilkeleri çerçevesinde ele alacağız.
Özel hukuk alacaklarında uygulanan İcra ve İflas Kanunu (İİK) prosedürlerinden farklı olarak, SGK alacakları “Amme Alacağı” statüsündedir ve tahsili 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Bu kanuna göre yapılan menkul haczinde, malın değerini kural olarak haczi yapan memur takdir eder. Ancak sanayi üretimi yapan fabrikalardaki karmaşık makineler, özel donanımlı araçlar veya spesifik teçhizatlar söz konusu olduğunda; teknik uzmanlığı bulunmayan memurun yaptığı “göz kararı” değerlemeler genellikle hatalı sonuçlar doğurmaktadır.
Memurun; malın teknik kapasitesini, marka değerini, döviz kurlarındaki artışı ve “ikame maliyetini” (yeniden yerine koyma bedeli) dikkate almadan, salt metal yığını veya hurda mantığıyla yaptığı değerlemeler, hukuken “kıymet takdirinde fahiş hata” olarak nitelendirilir ve itiraza açıktır.
Kanun koyucu, memurun olası hatalı takdirine karşı borçluyu korumak amacıyla 6183 sayılı Kanun’un 81. maddesinde özel bir düzenleme yapmıştır.
Buna göre; borçlu, haczedilen menkul mallara biçilen değeri kabul etmezse, değerin tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edebilir. Bu talep, malın gerçek değerinin ortaya çıkarılması ve satışın “ölü fiyatına” gerçekleşmemesi için hayati önem taşır.
Kıymet takdirine itiraz ve bilirkişi talebi için yasal süre, haciz tutanağının borçluya tebliğinden itibaren 7 gündür.
Önemli Not: Usulüne uygun bir tebligat yapılmamışsa, borçlunun işlemi haricen öğrendiği tarih (ıttıla tarihi) esas alınır. Tebligat eksikliği, borçlunun itiraz hakkını ortadan kaldırmaz.
SGK’nın taraf olduğu 6183 sayılı yasa uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme konusu sıklıkla karıştırılmaktadır. Vergi dairesi hacizlerinde Vergi Mahkemeleri görevli iken; alacaklı Sosyal Güvenlik Kurumu olduğunda görevli yargı mercii İş Mahkemeleridir.
5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsiline ilişkin itirazlar, şikayetler ve kıymet takdiri uyuşmazlıkları yetkili İş Mahkemesinde görülür.
Kıymet takdirine itiraz davalarında mahkemeye sunulacak en güçlü argüman, sadece borçlunun değil, kamunun da menfaatinin zedelendiği gerçeğidir.
Şöyle ki; Amme alacağının tahsilindeki temel amaç, borcun en yüksek oranda tahsil edilmesidir. Milyonlarca lira değerindeki bir makinenin, hatalı kıymet takdiri ile cüzi bir bedelle satılması durumunda;
Dolayısıyla, malın gerçek piyasa değeri üzerinden satılması, “kamu yararı” ilkesinin bir gereğidir. Hukuki süreçte bu argümanın doğru işlenmesi, mahkemenin yeniden bilirkişi incelemesi kararı vermesinde etkili olmaktadır.
Kıymet takdirine itiraz davası açılması, İcra İflas Kanunu’ndaki bazı hallerin aksine, satış işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Eğer satış günü yakınsa ve dava süreci devam ediyorsa, telafisi imkansız zararların doğmaması için Mahkemeden “Yürütmenin Durdurulması” (Tedbir) talep edilmelidir.
Mahkeme;
göz önünde bulundurarak, teminatlı veya teminatsız olarak satışın durdurulmasına karar verebilir.
6. Sonuç
SGK tarafından yapılan haciz ve satış işlemleri, idarenin tek taraflı kamu gücünü kullandığı işlemlerdir. Ancak bu güç sınırsız değildir. Mülkiyet hakkı ve hukuk devleti ilkeleri gereği, borçlunun malvarlığının gerçek değeriyle değerlendirilmesi yasal bir zorunluluktur.
Haciz tutanaklarını dikkatle incelemek, süresi içinde (7 gün) yetkili İş Mahkemesine başvurmak ve teknik bilirkişilerden alınacak raporlarla adil değerlemeler yapılmasını sağlamak, şirketinizi büyük mali kayıplardan koruyacağı gibi daha fazla borcun ödenmesini ve daha fazla alacaklının tatmin edilmesini sağlayacaktır.
Demirbaş Hukuk Bürosu olarak; idare hukuku, sosyal güvenlik mevzuatı ve icra hukuku kesişimindeki bu teknik süreçlerde, müvekkillerimizin haklarını korumak ve haciz süreçlerinin yasalara uygun bir şekilde işlemesini temin etmek için hukuki destek sunmaktayız.