Başlıklar
ToggleKamu davası, cumhuriyet savcılığının yaptığı soruşturma sonucunda suç işlendiğine dair yeterli şüphe oluştuğu kanaatine varması halinde görevli ve yetkili mahkemede açtığı her türlü ceza davasıdır. Gerek şikâyet üzerine gerekse savcılık tarafından re ’sen başlatılan soruşturma sonucunda açılan tüm ceza davaları kamu davası niteliğindedir. Hukukumuzda şahsi dava türü 2006 ceza hukuku reformu ile kaldırılmıştır. Soruşturma konusu suçun şikâyete veya uzlaşmaya tabi olup olmaması açılan ceza davasının kamu davası olma niteliğini değiştirmemektedir.
Kamu davası, bir suçun işlenmesiyle kişilerin ve toplumun genel çıkarlarının zarar gördüğü düşünülen durumlarda, yetkili makam olan savcılığın işlendiği iddia edilen suçun failleri aleyhine başlattığı ceza davası sürecidir.
İddianamenin üst bölümünde “Davacı: K.H.” şeklinde yer alan ibare “Kamu Hukuku” anlamına gelmektedir.
Ceza davasının düşmesi, ceza yargılaması hukukunda belirli sebeplere dayalı olarak davanın sonlandırılması anlamına gelir. Düşme sebepleri şunlardır.
Sanığın Ölümü: Sanığın ölümü halinde ceza davası (kamu davası) düşer. Ancak niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam edilebilir.
Genel Af: Genel af halinde ceza davası (kamu davası) düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.
Dava Zamanaşımı: Dava zamanaşımı, Suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamışsa, devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi ve ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur.
Şikâyetten Vazgeçme: Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi halinde, kamu davası (ceza davası) düşer.
Ön Ödeme: 5237 Sayılı TCK m. 75 hükmüne göre ön ödeme; sadece adli para cezasını gerektiren veya öngörülen hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmayan özgürlüğü bağlayıcı cezayı gerektiren suçlar bakımından, kanunda gösterilen usule göre belirlenen bir miktar paranın, şüpheli/sanık tarafından süresi içerisinde ödenmesi durumunda, kamu davasının açılmamasını ya da açılmış olan kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğuran bir ceza yargılaması hukuku kurumudur. Ön ödeme uzlaştırma kapsamına giren suçlarda uygulanmaz.
Soruşturma evresinde, ön ödeme kapsamına giren bir suçta, kamu davası açmaya yeter düzeyde şüphenin mevcut bulunduğu hallerde; Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ön ödeme konusunda bir tebligat gönderilmektedir. Tebligatta, belirli bir miktar para cezasının on gün içerisinde devlet hazinesine ödenmesi emredilerek ödemenin yapılmamasının sonuçları da belirtilmektedir. Şüpheli ödemeyi yaparsa, hakkında kamu davası açılmayıp, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tesis olunmaktadır. Şüphelinin talebi halinde ödenecek tutarın aylık olarak üç eşit taksitte ödenmesine de karar verilebilmektedir.
Doğrudan mahkemeye intikal eden işlerde, Cumhuriyet savcılığınca ön ödeme kapsamına giren bir suç mevcut olduğu halde, ön ödeme süreci işletilmeden kamu davası açılan durumlarda veya bir kamu davası açıldıktan sonra suç vasfının değişmesi nedeniyle ön ödeme kapsamına giren bir suçtan uygulama yapılması gerektiğinin tespit olunması halinde mahkemece de ön ödeme süreci işletilmektedir. Bu şekilde mahkemece tayin edilen tutar sanık tarafından süresi içerisinde ödenirse ceza davası (kamu davası) düşmektedir.
Uygulaması çok olmasa da ön ödeme kurumu Türk Ceza Kanunu’nun 75. Maddesinde oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Ön ödemeye tabi suçlarda tekerrür halinde bazı özel hükümler sevk edilmiştir. Bunlar ön ödeme sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde ön ödemeye tabi yeni bir suç işleyen kişiye teklif edilecek ön ödeme miktarının yarı oranında artırılması (taksirle işlenen suçlar hariçtir) ve altıncı fıkrada sayılan beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı ön ödeme hükümlerinin uygulanamamasıdır.
Uzlaşma: Türk Ceza Kanunu ve ceza hükümleri içeren diğer kanunlarda uzlaşmaya tabi olduğu belirtilen suçlarda, mağdur ve sanık arasında uzlaşma sağlanması halinde, kamu davası düşer ve yasal süreç son bulur.
Ceza davasının düşmesi, belirli hukuki sebeplerle davanın sonlandırılması anlamına gelir. Ceza davasının düşmesinin mağdur ve şüpheli/sanık açısından sonuçları şunlardır.
Davanın Sona Ermesi: Ceza davası düştüğünde, dava sonlanır ve soruşturma veya kovuşturma süreci sona erer.
Sanık Açısından: Ceza yargılamasına yön veren temel ilkelerden biri de “suçsuzluk karinesidir”. Suçsuzluk karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılamayacağı anlamına gelir. Suçsuzluk veya masumluk karinesi, soruşturma veya kovuşturma altındaki kişinin suçsuz olduğu varsayımı ile hareket edilmesini ve bu şekilde muamele görmesini gerektiren mutlak ve dokunulmaz bir haktır. Suçsuzluk karinesi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 11/1. Maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/2. Maddesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenmiştir. Anayasa m. 38/4 hükmü şöyledir. “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” Bu ilkeler kapsamında düşme kararlarına bakıldığında, her ne kadar karar sanığın beraatına (aklanmasına) dair bir hüküm içermeyecek olsa da suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyeti korunmuş olmaktadır.
Mağdur Açısından: Mağdur, ceza davasının düşmesi sonucunda özel hukuka ilişkin dava haklarını kullanabilir. Özel hukuka ilişkin dava hakları, genellikle mağdurun tazminat talep etmesini sağlar.
Tedbirler Ortadan Kalkar: Ceza davasına bağlı olarak verilmiş adli kontrol, yurt dışı yasağı gibi tedbirler varsa bunlar da ortadan kalkar.
Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin, mağdurun veya müştekinin şikâyetinden vazgeçtiği yönündeki irade açıklamasıdır. Bu irade açıklaması soruşturma veya kovuşturma makamlarına (savcılık veya mahkeme) ulaştığında şikayete tabi ceza yargılamalarında önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen şikâyete bağlı suçlardan dolayı hakkında soruşturma yapılan kişiler için:
Mağdur, müşteki veya suçtan zarar görenin şikayetinden vazgeçtiğini sözlü olarak beyan etmesi veya şikâyetten vazgeçme dilekçesi sunması mümkündür.
Mağdur, müşteki veya suçtan zarar görenin Cumhuriyet Savcılığına şikâyetten vazgeçme dilekçesi ibraz etmesi halinde, gerekli beyan alınarak fail hakkındaki suçun şikayete bağlı suçlardan olması halinde “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verilir.
Şikâyetten vazgeçme, dava aşamasında da yapılabilir. Mağdur, müşteki veya suçtan zarar görenin şikayetinden vazgeçtiğini mahkemede sözlü olarak beyan etmesi veya şikâyetten vazgeçme dilekçesi sunması durumunda sanık hakkındaki ceza davası, şikâyete tabi bir suç ile ilgili ise atılı suçlamadan dolayı “düşme kararı” verilir.
Temyiz incelemesi nedeniyle yerel mahkeme kararı kesinleşmemişse, temyiz aşamasında şikâyetten vazgeçme dilekçesi verilebilir. Bu durumda da nihai karar davanın düşmesi olacaktır.
Şikâyete tabi suçlarda şikâyetten vazgeçme davanın düşmesine neden olurken soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı olmayan suçlarda yargılamanın herhangi bir aşamasında şikayetten vazgeçilmesi aynı sonucu doğurmaz.