
Banka hesabını başkasına kullandırmanın yasal riskleri ile TCK ve 5549 sayılı Kanun kapsamında yaptırımları.
Başlıklar
Toggle
Son yıllarda özellikle gençler arasında “kolay kazanç” kapısı olarak sunulan banka hesabı kiralama veya hesabını başkalarına kullandırma fiilleri, bireyleri geri dönülemez hukuki ve cezai felaketlerle karşı karşıya bırakmaktadır. İnternet platformlarında veya sosyal çevrelerde “komisyon karşılığı” teklif edilen bu durum, masum bir yardım veya basit bir ticari işlem değil; doğrudan ağır suçların bir parçası olma riskini taşımaktadır.
Banka hesabını bir başkasının kullanımına sunan kişi, öncelikle 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine aykırı hareket etmiş olur. Mezkur kanunun 15. maddesi, bir banka hesabının gerçekte kimin adına kullanıldığının beyan edilmesini zorunlu kılar. 5549 sayılı Kanun’un, Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi başlıklı, 15. maddesi, banka hesabını başkasına kullandıranlar için özel bir suç tipi ihdas etmiştir:
MADDE 15 – (1) Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Yani, hesabın başkasına kullandırılması durumunda “aklama” suçu ispatlanamasa bile, sadece “kimin adına hareket edildiğini bankaya bildirmemek” dahi tek başına bir suçtur. Bu suçun yaptırımı; kendi adına açılan bir hesabı başkasının kullanmasına olanak tanıyan ve bu durumu bankaya bildirmeyen kişiler için, altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adli para cezasıdır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi, E. 2023/2862, K. 2023/3979, T. 20.12.2023 kararında; “Sanığın Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi suçunu işlediği iddia olunan olayda; 5549 sayılı Kanunun 2/1-d ve 3. maddelerindeki düzenlemelerle bankalara, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık yaptıkları işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit yükümlülüğü getirildiği, aynı Kanunun 15. maddesinde ise kanun gereği yükümlü sayılan bankalar nezdinde kimlik tespiti gerektiren işlemlerde kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimselere işlem yapmadan önce kim hesabına hareket ettiğini yazılı olarak yükümlü bankaya bildirme zorunluğu düzenlendiği ve buna uymanlar hakkında da cezai yaptırım öngörüldüğü, bu düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde sanığın, Katılım Bankası nezdinde yetkilisi olduğu şirket adına açtığı banka hesabını, yukarıda anılan düzenlemeler gereğince ilgili bankaya herhangi bir bildirimde bulunmadan, bir kısım kişi ve şirketlerin kullanımına tahsis ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçun unsurları oluşan sanığın mahkumiyetine dair verilen ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.” demek suretiyle banka hesabının beyan edilmeksizin başka kişilere kullandırılmasını “kimlik bildirme yükümlülüğüne aykırılık” suçunu oluşturacağını kabul etmiştir.
Bu yaptırım aslında banka hesabını başkasına kullandırmanın sonuçlarından en hafif olanıdır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi’nin 2023 yılı sonunda verdiği emsal nitelikteki bir kararda (E. 2023/2862, K. 2023/3979), şu hususları vurgulamıştır.
Bu karar, hesabını bir başkasının kullanımına sunan şahısların, paranın kaynağını bilmediklerini iddia etseler dahi hapis ve adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceklerini kanıtlamaktadır.
Kiralanan banka hesapları, genellikle internet üzerinden gerçekleştirilen “Nitelikli Dolandırıcılık” faaliyetlerinde (sahte ilanlar, bahis siteleri, yatırım vaatleri) para trafiğini yönetmek amacıyla kullanılır. Hesabını kullandıran şahıs, asıl suçluyu tanımasa dahi; Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçuna iştirak etmiş sayılabilir. Bu durumda, asıl fail ile birlikte 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve ağır adli para cezalarıyla karşı karşıya kalma ihtimali oldukça yüksektir.
Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2023/185, K. 2023/367, T. 06.02.2023 kararında; “İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/54 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararı ile banka cevabi yazıları ve sanık savunmalarından anlaşıldığı üzere katılan şirket finansal sorumlusunun göndermiş olduğu paranın sanığa ait banka hesabına havale edilmiş olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, sanığın savunmalarında hesabına gelen parayı Şeyşu adlı arkadaşının isteği doğrultusunda çekerek ona teslim ettiği yönünde savunmada bulunmuş ise de; sanığın bu kadar yüklü miktarlı bir havalenin gelmesi için kendi hesabını kullandırmış olmasının ve bu şahsa dair açık kimlik ve adres bilgilerini dahi verememiş olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kaldı ki sanığın savunması bir an için doğru kabul edilse dahi sanığın banka hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle atılı suça iştirak etmiş olduğu, diğer taraftan savunmasında banka kartını kullandırması karşılığında Şeyşu adlı şahıstan belli bir komisyon aldığını ifade ederek atı suçlamayı tevil yollu ikrar ettiği, tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş olup, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.” demek suretiyle mahkumiyet kararını onamıştır.
Yine, Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2021/15557, K. 2023/650, T. 14.02.2023 kararda; “Mahkemece, sanığın kartını ve hesap bilgilerini menfaat karşılığı kullandırma kastıyla tespit edilemeyen ve bu tarz suçlarda genelde kendilerine ulaşılmasını engelleyici davranışlar sergileyen başkaca meçhul şüpheliler ile ve onların eylemlerine iştirak iradesi ile hareket ederek katılanın dolandırılmasına doğrudan dahil olduğu kabul edilerek sübut bulan suçtan mahkumiyetine dair …” kararı onamıştır.

5549 sayılı Kanun kapsamında banka hesabını başkasına tahsis etmenin cezai yaptırımları ve mahkeme kararları.
Eğer hesap üzerinden aktarılan paralar uyuşturucu ticareti, yasa dışı bahis veya terör örgütü faaliyetlerinden elde edilmişse, hesap sahibi farkında olmasa bile “Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama” suçundan yargılanabilir. Bu suçun cezası çok daha ağır olup, bireyin tüm malvarlığına el konulmasına kadar uzanan geniş yaptırım riskini beraberinde getirir.
Banka hesabını bir başkasına kullandırmak, doğrudan ve otomatik olarak kara para aklama suçunu (TCK m.282) oluşturmasa da şu şartlar altında bu suç gündeme gelir.
Hesaba gelen paranın; uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık veya kaçakçılık gibi alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilmiş olması gerekir.
Hesap sahibi, bu paranın bir suçtan geldiğini biliyorsa veya bu suç gelirinin gayrimeşru kaynağını gizlemek, transferini sağlamak amacıyla hesabını açmışsa “Aklama” suçundan fail veya iştirakçi olarak yargılanır.
Eğer kişi, paranın suçtan geldiğini bilerek transferine aracılık ediyorsa, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır.
Banka hesabını başkasına kullandıran kişileri bekleyen tehlikeler, hapis cezası veya adli para cezasıyla sınırlı kalmamaktadır. Bir anlık ihmal veya kazanç hırsı, bireyin tüm sosyal ve ekonomik geleceğine sirayet eden ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Dolandırılan mağdurların uğradığı tüm maddi zararlar, hesabın yasal sahibi olan kişiden hukuk mahkemeleri aracılığıyla talep edilebilir. Ceza davası sürerken veya sonrasında açılan tazminat davaları neticesinde, hesap sahibi hiçbir bağının olmadığı suçların bedelini kendi malvarlığıyla (ev, araç, maaş haczi vb.) ödemek zorunda kalabilir.
MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) ve bankaların iç denetim sistemleri tarafından konulan bloke ve kısıtlamalar nedeniyle, kişinin bankacılık sisteminden dışlanması veya kredi çekme, maaş hesabı açma gibi temel işlemlerinde büyük engellerle karşılaşması söz konusu olabilir.
Genç yaşta üstelik, “nitelikli dolandırıcılığa iştirak” gibi bir suçtan alınan bir mahkûmiyet kararı hemen her kurum tarafından talep edildiğinden uzun yıllar boyunca olumsuz etkiler oluşturur. Bu kayıt; memuriyet, avukatlık, hakimlik gibi kamu görevlerine girişe engel teşkil edeceği gibi, kurumsal özel sektör firmalarının işe alım süreçlerinde de çoğu zaman kişinin karşısına bir engel olarak çıkar.
Kişinin adının adli dosyalarda “suç ortağı” veya “hesap kiralayan” olarak geçmesi, ailevi ve sosyal çevre içindeki konumu ve güvenilirliğini olumsuz etkiler. Bir kez bu tür bir sisteme dahil olanlar, ileride gerçekleştirmek istedikleri meşru ticari girişimlerde dahi “riskli kişi” kategorisinde değerlendirilme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
“Sadece bir kez kullandım”, “Arkadaşıma yardım ettim” veya “Paranın kaynağını bilmiyordum” gibi savunmalar, yargılama makamları nezdinde genellikle geçerli bir mazeret olarak kabul edilmemektedir. Yasalar önünde, kendi adınıza kayıtlı olan her türlü finansal hareketin sorumluluğu münhasıran size aittir.
Gençlerin ve tüm vatandaşların, cüzi miktarlar karşılığında banka hesaplarını, şifrelerini veya dijital cüzdanlarını üçüncü şahıslara kullandırmamaları; bu tür tekliflerle karşılaştıklarında ise derhal ilgili kolluk birimlerine bildirimde bulunmaları hem kendi gelecekleri hem de toplumun huzuru açısından hayati önem taşımaktadır.

Banka hesabını başkasına tahsis etmenin hukuki ve cezai sonuçları