
Başlıklar
Toggle
Aile hukukundan doğan davalarda, mahkemece verilen hükümlerin ne zaman infaz edilebileceği hususu, hem uygulamada hem de doktrinde sıklıkla değerlendirilen bir konudur. Genel kural, şahsın hukukuna ve aile hukukuna ilişkin ilamların icraya konulabilmesi için kesinleşmiş olması gerekse de, bu kuralın malvarlığına ilişkin talepler bakımından önemli istisnaları mevcuttur.
Boşanma davası ile birlikte hüküm altına alınan çeyiz eşyaları, ziynet eşyaları veya bunların bedeline ilişkin talepler, özü itibarıyla birer eda hükmüdür. Bu alacaklar, boşanmanın fer’isi (eki) niteliğinde olmayıp, boşanma davası ile birlikte açılmış bağımsız talepler olarak kabul edilir. Dolayısıyla, boşanma hükmü taraflarca istinaf edilmiş olsa dahi, ziynet iadesine ilişkin kısım kesinleşme beklenmeksizin ilamlı icra takibine konu edilebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2026 yılındaki en güncel kararlarında da (E. 2025/8509, K. 2026/395) bu görüşünü sürdürmektedir. Yüksek Mahkeme; ziynet alacaklarının tarafların şahsi durumlarında bir değişiklik yaratmadığını, yalnızca malvarlığını etkilediğini belirterek, boşanma hükmü kesinleşmese dahi bu alacakların icra edilebileceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Yani Yargıtay, takı ve eşya bedeline ilişkin alacakların boşanma ilamından bağımsız olduğu ve kesinleşmeden icraya konulabileceği yönündeki (Yargıtay 12. HD, E. 2011/30173, K. 2012/13094) içtihadını sürdürmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararlarında, takı ve eşya bedeline ilişkin alacakların, tarafların şahsi ya da ailevi yapılarında bir değişiklik yaratmadığını, sonuçları itibarıyla sadece malvarlığını etkilediğini vurgulamaktadır. Bu sebeple, söz konusu alacaklar boşanma ilamından bağımsız kabul edilerek kesinleşmeden icraya konulabilmektedir.
Buna karşın, nafaka ve tazminat gibi doğrudan boşanmanın eki sayılan alacaklar ile eşya alacağına bağlı vekalet ücretleri konusunda uygulamada dikkat edilmesi gereken nüanslar bulunmaktadır.
Altın eşya, ziynet alacağı tek başına kesinleşmeden icra edilebilse de, eğer mahkeme bu alacağı boşanma hükmüyle iç içe geçmiş bir şekilde karara bağlamışsa infaz aşamasında engellerle karşılaşılabilir. Özellikle vekalet ücretinin ayrıştırılmadığı hallerde Yargıtay’ın yaklaşımı nettir:
“Yargıtay, 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/13627, K. 2016/14844, T. 01.11.2016: “Somut olayda; takibe dayanak ilamda boşanma kararı ve ziynet eşyasının iadesine ilişkin taleplerin toplamı için tek vekalet ücretine hükmedilmişdir. Bu durumda takibe konulan vekalet ücreti boşanma ilamının fer’i niteliğinde olduğundan boşanma ilamı kesinleşmeden takip konusu yapılamaz. Bu alacak yönünden şikayetin kabulü gerekirken, tümden reddi doğru değildir.”
Bu karardan anlaşılacağı üzere, ziynet veya çeyiz eşyası alacağı ilamda bağımsız bir kalem olarak yer alsa da, buna ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti boşanma ile ortak bir kalemde toplanmışsa, bu yan haklar ancak boşanma hükmü kesinleştiğinde takibe konu edilebilir.
İlamlı icra takibi başlatılırken, mahkeme ilamının hüküm fıkrasındaki yazım şekli takibin usulüne uygunluğu açısından hayati önem taşır. Eğer mahkeme, eşyaların “aynen iadesine, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline” karar vermişse, alacaklının doğrudan nakdi bedel üzerinden takip başlatma yetkisi bulunmamaktadır.
Yargıtay, bu konuda alacaklıya bir seçimlik hak tanımamakta, önceliğin eşyanın aynen teslimine verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır:
“Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/9396, K. 2009/18157, T. 06.10.2009: “Diğer yandan, ilamda malların aynen olmadığı takdirde bedelin tahsiline hükmedilmiştir. Bu durumda alacaklı aynen teslim olmaması halinde ilamda belirlenen bedeli talep edebilir. Burada alacaklının seçimlik hakkı yoktur. İlamda malların aynen olmadığı takdirde bedelinin tahsiline dair hüküm var iken malların teslimi istenmeksizin bedelinin talep edilmesi usulsüzdür.”
Bu nedenle, icra emri düzenlenirken öncelikle eşyaların aynen teslimi talep edilmeli; ancak icra memuru eliyle eşyaların borçluda bulunmadığı tespit edildikten sonra ilamda yazılı bedelin tahsiline geçilmelidir.