
Başlıklar
Toggle
Bu soru, uzun bir dava süreci sonunda eline mahkeme kararını almış bir alacaklı için hayati önem taşır. Tam alacağınıza kavuşacakken borçlunun konkordato ilan etmesi, “Peki şimdi ne olacak?” endişesini doğurur. Mahkeme kararına dayalı bu güçlü takip yolu bile konkordato kalkanını delemez mi? İcra ve İflas Kanunu bu konuda oldukça net bir çizgi çizer. Kısa cevap: Evet, durdurur. Gelin, 2025 yılı güncel hukuki çerçevesinde bu kuralın nedenlerini, yasal dayanağını ve alacaklıların bu süreçte bilmesi gereken kritik istisnaları birlikte inceleyelim.
Ticari hayatın çetin koşullarında, bir alacağı tahsil etmek için uzun ve meşakkatli bir hukuk mücadelesi vermiş olabilirsiniz. Aylar, hatta yıllar süren dava sürecinin sonunda lehinize bir mahkeme kararı (ilam) çıktı. Artık bu ilama dayanarak “ilamlı icra takibi” başlatıp alacağınıza kavuşmayı beklerken, bir haberle sarsıldınız: Borçlu şirket konkordato ilan etti ve mahkemeden “geçici mühlet” kararı aldı.
İşte bu noktada her alacaklının aklına o kritik soru gelir: “Benim elimdeki resmi mahkeme kararı bile geçersiz mi? Konkordato, ilamlı icra takibimi durdurabilir mi?”
Bu sorunun cevabı, hem alacaklıların haklarını korumak hem de borçlu şirkete bir nefes aldırmak arasındaki hassas dengeyi kuran Türk hukuk sisteminin özünde yatmaktadır. Kısa cevap: Evet, durdurur. Ancak bu cevabın ardında yatan mantığı, yasal dayanakları ve önemli istisnaları bilmek, bu karmaşık süreçte haklarınızı korumanız için hayati önem taşır. Bu yazıda, konkordato sürecinin ilamlı icra takipleri üzerindeki etkisini tüm yönleriyle mercek altına alacağız.
Konkordato, en basit tanımıyla, finansal darboğaza girmiş ancak faaliyetlerine devam ederek borçlarını ödeme potansiyeli bulunan dürüst bir borçlunun, mahkeme denetiminde alacaklılarıyla bir anlaşma yaparak borçlarını yeniden yapılandırması sürecidir. Bu, iflasa giden yolda bir “acil çıkış kapısı” olarak görülebilir.
Bu sürecin temel amacı, borçlunun malvarlığını dağılmadan bir bütün olarak korumak ve tüm alacaklıların (küçük bir istisna dışında) eşit koşullar altında, belirli bir plan dahilinde alacaklarına kavuşmasını sağlamaktır.
Eğer mahkeme, konkordato talebini ciddi bulursa, borçluya önce Geçici Mühlet (genellikle 3+2 ay), ardından durumun gidişatına göre Kesin Mühlet (genellikle 1 yıl + 6 ay) verir. İşte bu “mühlet” (süre), borçlu için adeta bir koruma kalkanı işlevi görür. Bu kalkanın en önemli özelliği ise icra takiplerini durdurmasıdır.
Konumuzun kalbine inecek olursak, yasal dayanağımız İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 294. maddesidir. Bu madde, mühletin sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyar ve herhangi bir yoruma yer bırakmaz:
“Kesin mühlet içinde borçlu aleyhine… hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış olan takipler durur…”
Kanun metnindeki “hiçbir takip” ifadesi, kilit noktadır. Kanun koyucu burada;
arasında hiçbir ayrım yapmamıştır.
Mantığı oldukça basittir. Konkordatonun başarıya ulaşması, borçlunun mevcut malvarlığını koruyarak faaliyetlerini sürdürmesine ve nakit akışını düzenlemesine bağlıdır. Eğer ilamlı alacaklıların takiplere devam etmesine izin verilseydi:
Bu nedenle, elinizdeki belgenin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması, sizi konkordatonun bu durdurucu etkisinden muaf kılmaz.

Her kuralda olduğu gibi, burada da önemli bir istisna mevcuttur. Eğer alacağınız bir rehinle (örneğin araç rehni, ticari işletme rehni) veya ipotekle (taşınmaz ipoteği) güvence altına alınmışsa, durumunuz diğer alacaklılardan farklıdır.
İİK Madde 295 uyarınca, konkordato mühleti, rehinle teminat altına alınmış alacaklar için takibin başlamasını veya devam etmesini engellemez.
Ancak burada çok kritik bir detay vardır: Takip devam etse bile, mühlet süresi boyunca rehinli malın satışı (paraya çevrilmesi) yapılamaz.
Yani, ipotekli bir alacaklı olarak takibinizi başlatabilir, icra dosyası işlemlerini yürütebilirsiniz, ancak konkordato mühleti bitene veya mahkemece kaldırılana kadar o gayrimenkulün satışını isteyemezsiniz. Bu düzenleme, hem rehinli alacaklının öncelikli hakkını teoride korur hem de borçlunun faaliyetleri için kritik olabilecek bir varlığın satılmasını engelleyerek konkordato sürecine zaman tanır.
Soru 1: Elimde mahkeme kararı var. Konkordato sürecinde ne yapmalıyım? Takibiniz durmuş olsa da alacağınız ortadan kalkmaz. Yapmanız gereken, konkordato komiserliğince yapılacak olan “alacaklılar kurulu” ilanını takip etmek ve alacağınızı süresi içinde konkordato dosyasına kaydettirmektir. Bu şekilde, oluşturulacak ödeme planında yer alırsınız.
Soru 2: Mühlet içinde duran ilamlı takibim için faiz işlemeye devam eder mi? İİK m. 294/3’e göre, konkordato talebinden itibaren rehinli alacaklar hariç, adi alacaklara faiz işlemez.
Soru 3: Konkordato projesi başarısız olur ve şirket iflas ederse ne olacak? Konkordato süreci başarısızlıkla sonuçlanır ve şirket iflas ederse, durmuş olan icra takibiniz tamamen düşer. Alacağınızı, bu defa iflas masasına kaydettirmeniz gerekir.
Soru 4:
Konkordato gibi yasalarda kapsamlı olarak düzenlenmiş hukuki süreçlerin uygulama sonuçları, yürütüldükleri bölgenin ekonomik ve sosyal koşullarından etkilenebilir. Özellikle Bursa gibi sanayi ve ticaret hacmi yüksek, dinamik bir ekonomik yapıya sahip şehirlerde, bu tür hukuki süreçler kendine özgü bir bağlamda gelişim gösterir. Yasal çerçevenin genel prensipleri tüm ülkede aynı kalmakla birlikte, bir bölgedeki ticari hayatın yoğunluğu ve alacaklı-borçlu ilişkilerinin yapısı, her bir dosyanın farklı dinamiklere sahip olmasına zemin hazırlayabilir.
Bu durum, hukuki süreçlerin başarısının sadece kanun metinlerine uygunluğa değil, aynı zamanda içinde bulunduğu ekosistemin gerçekleriyle ne ölçüde uyumlu olduğuna da bağlı olabileceğini göstermektedir. Sürecin tarafları için, yerel mahkemelerin ve idari birimlerin genel yaklaşımları ile bölgedeki ticari teamüller, sürecin işleyişi hakkında öngörüde bulunmayı gerektiren önemli unsurlar olarak ortaya çıkabilir. Öte yandan Bursa’daki ticaret mahkemelerinin iş yükü, yerel icra dairelerinin oturmuş uygulamaları ve bölgenin ticari ekosistemi, davanın seyrini doğrudan etkileyen faktörlerdir. Dolayısıyla, bir hukuki sürecin gidişatı, soyut kuralların yerel gerçeklerle etkileşimine göre şekillenebilmektedir.
Bu karmaşık yapıda, sürecin herhangi bir tarafında yer alanlar için atılacak en sağduyulu adımlardan biri, Bursa’daki konkordato ve icra hukuku dinamiklerine hakim bir hukuk profesyonelinin değerlendirmesine başvurmaktır. İster borcunu yapılandırmaya çalışan bir işletme, ister alacağını en doğru şekilde tahsil etmeye çalışan bir alacaklı olsun; doğru hukuki stratejinin belirlenmesi, sürecin lehe sonuçlanma ihtimalini artırır. Özellikle alacakların kaydı, projenin müzakeresi veya rehinli alacakların durumu gibi teknik ve kritik aşamalarda profesyonel bir bakış açısı, olası hak kayıplarının önüne geçilmesinde esastır.
Evet, konkordato ilanı, elinizdeki güçlü bir mahkeme kararına dayanan ilamlı icra takibini dahi durdurur. Bu, ilk başta alacaklı için sinir bozucu bir durum gibi görünse de, aslında borçlunun malvarlığını koruyarak uzun vadede tüm alacaklıların menfaatini gözeten yasal bir mekanizmadır.
Bu süreçte alacaklı olarak yapmanız gereken en doğru şey, panik yapmak yerine durumu hukuki bir zeminde ele almaktır. Süreci yakından takip etmeli, alacağınızı zamanında kaydettirmeli ve konkordato projesini dikkatle incelemelisiniz. Unutmayın ki duran şey takiptir, alacak hakkınız değil.
