
Başlıklar
Toggle
Boşanma davalarının en ihtilaflı alanlarından biri olan nafaka miktarı, tarafların ekonomik güçleri ile doğrudan ilişkilidir. Ancak borçlunun serbest meslek sahibi olması durumunda, gelirin saptanması standart bir “maaş bordrosu” incelemesinin çok ötesine geçer. Serbest meslek sahibi nafaka hesaplama süreci; vergi levhası ve vergi kayıtlarının ötesinde, fiili yaşam standartları ve harcamalar gibi çok boyutlu değişkenlerin analizini gerektirir.
Serbest meslek erbabı için gelir tespiti, ücretli çalışanlara kıyasla daha karmaşık olup, resmi kayıtlar, kolluk araştırmaları ve ek delillerle ortaya konulmalıdır. Mahkemeler, serbest meslek erbabının gelirini tespit etmek amacıyla, nafaka davaları başta olmak üzere çeşitli uyuşmazlıklarda sosyal ve ekonomik durum araştırması gibi objektif yöntemlere başvurur. Bu süreçte, hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4) gözetilerek, tarafların mali güçleri, gelir-gider dengesi ve günün ekonomik koşulları dikkate alınır. Aşağıda, Yargıtay içtihatlarına dayalı olarak kullanılan başlıca yöntemler açıklanmaktadır.
Mahkemeler, serbest meslek erbabının gelirini belirlemek için öncelikle kolluk kuvvetleri (polis, jandarma veya zabıta) aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır. Bu yöntem, tarafların meslekleri, iş yerleri, mal varlıkları ve gelirlerini gerçeğe en yakın şekilde tespit etmeyi, taraf beyanlarının yanında objektif verilere ulaşmayı ve varsa taraf beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesini sağlamayı amaçlar.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. ve 182. maddeleri uyarınca nafaka; tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile orantılı olmalıdır. Mahkemeler bu amaçla kolluk aracılığıyla mali ve sosyal durum araştırması (SED) yaptırır. Serbest meslek erbabının beyan ettiği gelir ile sürdürdüğü yaşam standardı arasındaki fark; ispat zorlukları bağlamında, yargılamanın önemli düğüm noktalarından biridir.
Mali ve sosyal durum araştırması veya daha yeni ve daha doğru diğer bir ifadesiyle sosyal ve ekonomik durum araştırması; taraf gelirinin önem arz ettiği davalarda, mahkemelerin birincil gelir tespit etme yöntemidir. Mahkemeler nafaka gibi davalarda çoğu kez başka bir delil araştırmadan doğrudan sosyal ekonomik durum araştırması verilerini esas almaktadırlar. Ancak bu araştırmanın ilgili kolluk tarafından titizlikle yapıldığını söylemek her zaman doğru değildir. Aşağıda serbest meslek mensupları aleyhindeki nafaka davalarında mali ve sosyal durum araştırması ile ilgili yargıtay kararlarından özetler verilmektedir.
Bir davada, davalının çanta işi ile uğraştığı ve aylık 1.000 TL geliri olduğu kollukça belirlenmiş olup, bu belirlemenin kıstaslarının netleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/8234 K. 2014/15291 T. 20.11.2014).
Bir başka bir kararda, ilk derece mahkemesi, “davalının kendi işyerinde çalışarak iyi gelir elde ettiği, kamu ihaleleri aldığı, müteahhitlik ve lüks oto alım satımı yaptığı ve bu durumu mahkemeden de gizlediği “gerekçesiyle nafakada yüksek bir artış yapmış ancak yargıtay 3. Hukuk Dairesi, nafakaya hükmedilen ilk karardaki dengenin korunması gerektiği düşünceyle bu kararı bozmuştur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/7566 K. 2014/15079 T. 18.11.2014). Yüksek mahkemeye göre; “nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı taktirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka taktirinde sağlanan denge korunmalıdır. Yüksek Daire, sonuç olarak, yoksulluk nafakasının niteliği ve belirlendiği tarih ile nafakanın tezyidi davasının açıldığı tarihi, nafakanın niteliğini ve ÜFE artış oranlarını ve TMK m. 4 de düzenlenen hakkaniyet ilkesini de gözeterek uygun bir miktara hükmetmek gerektiği konusunda mahkemeye yol göstermiştir. Yargıtay’ın bu kararına göre ilk derece yargılamasında gerçek gelirin mahkemeden gizlendiği tespit olunsa bile nafaka miktarı ilk karardaki dengeden uzaklaşılarak belirlenemeyecektir.
“Sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, serbest meslek erbabının düzensiz işlerden elde ettiği gelirleri ve sahip olunan taşınır, taşınmaz mal varlığı unsurlarını da içerir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/9040 K. 2013/22780 T. 03.10.2013).
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasının (SED) her iki taraf için de yapılması zorunludur. “Yargılama sırasında, davalının ekonomik durumu araştırılmış, ancak davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmamıştır. Değerlendirme yapılabilmesi için her iki tarafın gelir durumunun tespit edilmesi zorunludur” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/1491 K. 2010/2283 T. 16.02.2010)
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasının birden fazla defa yaptırılması da mümkündür. Yargıtay bir defasında, “tarafın ne iş yaptığı konusunda sosyal hizmet uzmanı raporuyla çelişkiler içeren” mali ve sosyal duruma dair kolluk araştırmasının tekrarlanması gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/10992 K. 2016/975 T. 20.01.2016). 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/19437 K. 2018/7324 T. 05.06.2018 kararı da aynı doğrultudadır. Mezkur kararda; iki farklı ekonomik ve sosyal durum araştırmasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre, bahsi geçen davada en az üç defa mali ve sosyal durum araştırması yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay, serbest meslek mensupları hakkında yapılan eksik araştırmayı bozma sebebi saymaktadır. Sadece kolluk tutanağına dayanarak hüküm kurulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik görüşüne göre; borçlunun banka hesapları, kredi kartı borç ödemeleri, varsa sahip olduğu şirketlerin bilançoları ve emsal kazanç bilgileri bir bütün olarak değerlendirilmeden nafaka takdir edilemez.
Yargıtay, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının eksik veya yetersiz olması halinde sıklıkla bozma kararları vermektedir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/23571 K. 2018/9997 T. 26.09.2018 karara konu olayda; giyim dükkanı işleten tarafın gelirinin sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı ile yetersiz tespit edildiğini, mahkemece davacı-karşı davalı kadının işlettiği giyim dükkanından gelirinin net olarak belirlenmesini, bu kapsamda vergi kayıtları, banka kayıtları vs. getirtildikten sonra yeniden bir karar verilmesi gerektiğini belirterek bozma kararı v ermiştir.
Serbest meslek erbabının gelirini sağlıklı tespit etmek için vergi kayıtları ve SGK kayıtları mahkemelerce celbedilir. Bu yöntem, bazı durumlarda etkili olmakla birlikte beyan dışı gelirleri ortaya çıkarmada yetersizidir. Bu yetersizlik banka ve örneğin kredi kartı harcama kayıtlarının celbi ile giderilebilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan durum, borçlunun vergi beyannamelerinde “zarar” veya “asgari ücret düzeyinde kâr” beyan etmesidir. Ancak Yargıtay’ın serbest meslek mensupları ile ilgili nafakaya kararlarında “vergi levhasında yazılı geliri, nafaka miktarını belirlemede tek başına yeterli bir ölçüt olarak kabul etmediği de gözlenmektedir. Mahkeme, borçlunun mesleki kıdemini, ofisinin/kliniğinin lokasyonunu ve yaşam kalitesini esas alarak “gerçek geliri” re’sen araştırmakla yükümlüdür.
Yukarıda zikredilen kararda, giyim dükkanı işleten kadının gelirinin net olarak belirlenmesi için vergi kayıtlarının yanında banka kayıtların getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir. Benzer biçimde, avukatlık bürosunun kazancının tam ve sağlıklı saptanmadığı durumlarda, vergi ve banka kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi zorunlu tutulmuştur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/7517 K. 2016/9755 T. 22.06.2016).
Yargıtay bir kararında davalının kira gelirinin tespiti yönünde de araştırma yapılması gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/12516 K. 2015/19134 T. 30.11.2015: … ayrıca davalının dairesinin bulunup bulunmadığı, varsa kira gelirini tespiti hususunda ayrıntılı araştırma yapılarak…)

Uygulamada pek rastlanmasa da yaşam deneyimlerine aykırı çok düşük gelir iddialarınım bulunduğu durumlarda meslek odalarından ve meslek kuruluşlarından asgari düzeydeki gelirin ne olabileceği sorulabilir.
Mahkemeler, Uyap üzerinden taşınmaz, araç vb. sorgulamaları yapabilir ve serbest meslek mensupları bağlamında 4b (Bağkur) prime esas kazanç tutarlarını ve hizmet dökümlerini dosyaya kazandırabilirler.
Gelir tespiti sürecinde tanık beyanları ve tarafların kendi beyanları destekleyici delil olarak kullanılır, ancak bunlar tek başına yeterli değildir ve resmi araştırmalarla doğrulanmalıdır.
Yargıtay, beyanların günümüz koşullarında geçinmeye yetip yetmeyeceğini tartışmadan hüküm vermeyi hatalı bulmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2010/1491 K. 2010/2283 T. 16.02.2010)
Mahkemeler, yukarıdaki yöntemleri bütüncül bir şekilde ele alarak malvarlığı tespiti (taşınmaz, araç, banka hesapları vs ) yapar. Asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı, ancak nafaka miktarını etkilediği ilke olarak kabul edilir. Serbest meslekte, giderler (kira, kredi) ve yaşama standardı da gözetilir.
Eksik inceleme, bozma nedeni olup, tarafların ekonomik durumlarının etraflıca araştırılması zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10674 K. 2017/730 T. 26.01.2017)
Sosyal ve ekonomik durum araştırması tüm meslek grupları için birincil gelir tespiti yöntemidir. Buna ilave olarak meslek grubuna göre önem arz eden hususlara bakılabilir. Nafaka kamu düzeninden olmakla ve re’sen araştırma ilkesine tabidir. Bu bağlamda mahkeme, taraflar talerp etmemiş olsa biler, gelir tespitiyle ilgili her türlü araştırmayı yapabilir.
Serbest mesleklerde gelirin arızi olabilmesi ve her zaman süreklilik arz etmemesi nedeniyle mahkeme, son 3 yıllık kazanç ortalamasını alarak hakkaniyetli bir sonuca varmalıdır.
Doktor gelir tespiti nafaka davalarında, hekimin uzmanlık alanı, çalıştığı kurum tipi (kendi muayenehanesi, özel hastane hizmet alımı veya tam zamanlı çalışma) incelenir. Tabip Odası’ndan, ilgili uzmanın kıdemine göre elde edebileceği ortalama gelir sorulabilir. Ayrıca, SGK kayıtları ve hastane ile yapılan “hakediş” sözleşmeleri celp edilerek net kazanca ulaşılmaya çalışılır.
Avukat nafaka miktarı belirlenirken vergi kayıtları ve banka hesapları göz önüne alınır. Nafaka davaları kamu düzeniyle ilgili olduğundan bir avukatın gelirine etki eden tüm hususların tespitine yönelik araştırmalar yapılmasına bir engel yoktur. Bu bağlamda banka hesapları, takip edilen davalara ilişkim Uyap kayıtları, taşınır taşınmaz malvarlığı, ortaklık payları ve hisse senetleri ilgili kurumlardan usulüne uygun bir şekilde celb edilebilir. Mimarlar için de durum aynıdır. Onaylanan projelerin bedelleri, oda vize kayıtları, ücret tarifeleri, tüm gelir kaynakları ile gelire etki eden bütün hususlar dikkate alınır.
Serbest meslek sahibi, brüt kazancının tamamından sorumlu tutulamaz. Nafaka miktarını etkileyen unsurlar arasında işletme giderleri de yer alır:
Serbest meslek mensuplarının gelir tespitinde en güçlü kanıt, borçlunun fiili yaşam tarzıdır. Hukukumuzda “hayatın olağan akışı” ilkesi gereği, yüksek giderlerle lüks bir yaşam süren birinin düşük gelir beyan etmesi kabul görmez.
Evet. Vergi hukukundaki “zarar” kavramı ile aile hukukundaki “ödeme gücü” farklıdır. Mahkeme, doktorun sosyal statüsünü ve potansiyel kazancını dikkate alarak, vergi levhasına bakmaksızın hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmeder.
Banka ekstrelerindeki para girişleri, borçlu adına kayıtlı olmasa da fiilen kullanılan araçlar ve taşınmazlar, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar (lüks tatiller vb.) “yaşam standardı” delili olarak mahkemeye sunulabilir.
Evet. Yeni mezun bir mimar ile 20 yıllık, tanınmış bir mimarın emsal kazancı aynı olmayacağından, kıdem arttıkça beklenen gelir ve dolayısıyla takdir edilen nafaka miktarı da artış gösterir.
Nafaka miktarında “uyarlama” davası her zaman mümkündür. Ancak serbest meslek sahibi, işlerinin kötüye gittiğini sadece beyanla değil; kapatılan dosyalar, azalan müvekkil portföyü veya ciddi finansal krizlerle ispatlamak zorundadır.
Serbest meslek erbabının gelir tespiti, mahkemelerce sosyal ve ekonomik durum araştırması, vergi-bankaya kayıt incelemesi, müzekkere sorguları ve tanık beyanları gibi yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu süreç, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde taraf dengesini sağlar. Yetersiz araştırma bozma sebebidir. Uygulamada, resmi kayıtlara öncelik verilmesi, beyanların doğrulanmasını sağlar.
Serbest meslek sahiplerinin dahil olduğu nafaka uyuşmazlıkları, sadece hukuk değil, bir miktar finans bilgisini de gerektirir. Gerçek gelirin perdelenmeye çalışıldığı durumlarda; doğru müzekkerelerin yazılması, emsal kazançların titizlikle araştırılması ve yaşam standardı karinelerinin mahkemeye doğru sunulması davanın sonucuna etki eder.
