
Başlıklar
Toggle
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27. maddesinde 29.04.2017 tarihli değişiklikle birlikte, “yurt dışında verilen boşanma, evliliğin iptali veya butlan kararlarının” mahkeme kararı aranmaksızın idari yoldan nüfus kütüklerine işlenebileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeyle birlikte, bazı koşulların sağlanması halinde tanıma ve tenfiz davası açılmaksızın, yalnızca idari başvuru yapılarak boşanma kararlarının Türk nüfus sistemine kaydedilmesi sağlanabilmektedir.
Bu nedenle salt yabancı ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararının nüfus kayıtlarına işlenmesi için Türkiye’ de tenfiz veya tanıma davası açmaya gerek yoktur. Önce idari başvuru yolu denenmeli bundan sonuç alınamazsa dava yoluna gidilmelidir.
Bununla birlikte boşanma kararının sırf Türk nüfus siciline işlenmesini değil, buna bağlı olarak verilmiş nafaka, velayet, tazminat, mal rejiminden kaynaklanan alacak gibi hükümleri de uygulatmak (icra etmek) isteyen kişilerin tenfiz davası açmaları gereklidir.
Aşağıda Tenfiz Davasıyla ilgili özet bilgi verilmektedir. Bu açıklamalar boşanma dışındaki davalarda verilen diğer mahkeme kararları için de geçerlidir.
Yurt dışında boşanan Türk vatandaşları, yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararını Türkiye’de doğrudan uygulatamazlar. Bir tenfiz davası açılarak, yabancı boşanma hükmünün Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesi gerekir. Bu yazıda, tanıma konusuna girmeden yalnızca tenfiz sürecini ele alacağız. Akademik açıdan yeterli ve uygulamaya dönük anlaşılır bir dille boşanmanın tenfizi kavramını, hangi durumlarda gündeme geleceğini, tenfiz şartlarını, gerekli belgeleri, yetkili mahkemeyi ve uygulamada dikkat edilmesi gerekenleri açıklıyoruz. Okuyucu hedef kitlesi, yurtdışında boşanmış ve bu boşanmanın ve/veya mali sonuçlarının Türkiye’de tanınmasını ve uygulanmasını isteyen kişilerdir. Bununla birlikte bu yazıdaki açıklamalar boşanma dışındaki diğer mahkeme kararları içinde büyük ölçüde geçerlidir.
Tenfiz, yabancı bir mahkemenin verdiği kesinleşmiş kararın, Türkiye’de icra edilmesini (yürütülmesini) sağlamak için Türk mahkemesinden alınan uygulama iznidir. Bir başka deyişle tenfiz, yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de aynen Türk mahkemesi kararı gibi hukuki sonuç doğurabilmesi için yürütülen yargısal işlemdir.
Türk hukukunda, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) uyarınca, yabancı mahkeme kararları kendiliğinden icra edilebilir mahkeme kararı statüsünde olmaz; bunların Türkiye’de uygulanması için yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması zorunludur. Örneğin yabancı bir ülke mahkemesinin boşanma hükmü, Türkiye’de ancak tenfiz kararıyla birlikte geçerli sayılır ve icra edilebilir hale gelir. Tenfiz kararı alındığında, bu yabancı karar Türkiye’de verilmiş bir karar gibi işlem görecek ve gerektiğinde icra yollarına başvurulabilecektir.
Tenfiz kavramı, sıkça tanıma kavramıyla birlikte anılır. Tanıma, yabancı mahkeme kararının sadece hukuki geçerliliğinin kabul edilmesi iken, tenfiz bunun bir adım ötesine geçerek kararın icra edilebilirliğini sağlar. Özellikle boşanma gibi kişisel durum davalarında tanıma, evlilik bağının sona erdiğinin kabulü için yeterli olabilirken; nafaka, velayet, tazminat gibi icra kabiliyeti gerektiren hükümler içeriyorsa tenfiz de ayrıca gereklidir. Bu yazıda odak noktamız tenfiz süreci olup, yabancı boşanma kararlarının Türkiye’de icrası için gerekenleri ele alacağız.
Yabancı bir mahkemenin boşanma kararının Türkiye’de geçerli olabilmesi ve hukuki sonuç doğurabilmesi için tenfiz davası açılması gereken durumlar şunlardır:
Taraflar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsun veya olmasın, eğer evlilik birliği yurt dışında sona erdirilmişse, bu boşanmanın Türkiye’de tanınması ve tenfizi gerekmektedir. Yabancı mahkeme kararının tanınarak Türk nüfus kayıtlarına işlenmesi idari başvuru ile de mümkün olabilir. Aksi halde tanıma veya tenfiz davası zorunludur. Bu işlemin yapılmaması, örneğin, Almanya’da boşanmış bir Türk vatandaşının, Türkiye’de resmi kayıtlarda halen evli gözükmesine yol açacaktır. Bu da yeniden evlenmeye engel oluşturur ve miras gibi konularda eski eşin halen hak sahibi olması gibi sorunlar doğurur.
Yabancı boşanma kararında sadece evlilik bağının sona erdirilmesi değil, aynı zamanda nafaka, çocukların velayeti, tazminat veya mal paylaşımı gibi hükümlere de yer verildiyse, bu kısımların Türkiye’de uygulanabilmesi için tenfiz gereklidir. Yalnızca boşanmanın varlığını kabul ettirmek (örneğin yeniden evlenebilmek için medeni halin güncellenmesi) durumunda kazai veya idari tanıma yeterli olsa da, yabancı ilamdaki maddi taleplerin veya icrai işlemlerin (örneğin çocuk teslimi, nafaka tahsili) yerine getirilebilmesi ancak tenfiz kararı ile mümkündür.
Özetle, yurtdışında alınan boşanma kararının Türkiye’de geçerlilik kazanması için (yeniden evlenebilme, miras hakkının sona ermesi, velayet ve nafaka kararlarının uygulanması gibi amaçlarla) tenfiz davası açılması gereken hallerde mutlaka bu yola başvurulmalıdır. Aksi takdirde yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de hukuken yok sayılır ve taraflar bakımından istenmeyen sonuçlar doğabilir.

Türk mahkemesinin bir yabancı boşanma kararını tenfiz edebilmesi için MÖHUK madde 54 ve ilgili maddelerde belirlenen bazı şartların mevcut olması gerekir. Bu tenfiz şartları genel olarak şöyledir:
Tenfize konu karar, bir yabancı ülkenin adli makamı tarafından verilmiş mahkeme kararı olmalıdır. Bir mahkeme kararının varlığı, tanıma ve tenfizin ilk şartıdır. Yabancı kararı veren merci, bağımsız ve yetkili bir yargı organı olmalıdır.
Yabancı mahkeme hükmü, verildiği ülkenin hukukuna göre kesinleşmiş (nihaî) olmalıdır. Henüz temyiz yolu açık olan veya geçici nitelikteki (örneğin tedbir niteliğinde) kararlar tenfize elverişli değildir. Kararın kesinleştiğini gösteren kesinleşme şerhi veya belge sunulması aranır.
Türkiye ile ilgili yabancı ülke arasında, karşılıklı olarak mahkeme kararlarının tanınıp tenfizine imkân veren bir anlaşma, kanun hükmü veya fiili uygulama (de facto mütekabiliyet) bulunmalıdır. Türk mahkemesi, kararın alındığı ülkenin, Türk mahkeme kararlarını kendi ülkesinde tenfiz ettiğini (ya da edebileceğini) teyit etmek ister. Bu karşılıklılık şartı, tanıma davalarında aranmamakla birlikte tenfiz davalarında aranan özel bir şarttır. Örneğin, Türkiye ile boşanma kararının alındığı ülke arasında bu alanda bir sözleşme yoksa bile, o ülkenin Türk mahkemesi kararlarını fiilen tanıyıp tanımadığı değerlendirilebilir.
Yabancı karar, Türk kamu düzenine açıkça aykırı sonuçlar doğurmamalıdır. Türk hukuk sisteminin temel değerlerini, Anayasa’daki temel hak ve özgürlükleri, adaba ve genel ahlaka aykırılık içeren yabancı boşanma hükümleri Türk mahkemesince tenfiz edilmez. Hakim, kararın içeriğinde Türk toplumunun temel hukuk ilkelerini ihlâl eden bir husus olup olmadığını inceler. Örneğin, Türk hukukunun kamu düzenine göre kabul edilemez saydığı bir boşanma gerekçesi ya da sonucu varsa, tenfiz talebi reddedilebilir.
Tenfizi istenen yabancı davada, aleyhine tenfiz istenen kişi (davalı), usulüne uygun şekilde duruşmaya çağrılmış veya temsil edilmiş olmalıdır. Başka bir ifadeyle, davalıya yabancı mahkemedeki boşanma davasında savunma hakkı tanınmış olmalı, karar gıyapta ve habersiz şekilde verilmemiş olmalıdır. Eğer davalı yokluğunda bir karar verilmişse, bu kişinin o ülkedeki usule göre haberdar edilmesi veya sonradan bu duruma itiraz etme hakkı olup olmadığı Türk mahkemesince değerlendirilir. Davalının savunma hakları ciddi biçimde ihlâl edilmişse, bu durum tenfizin reddine neden olabilir. Ancak davalı taraf, yabancı mahkemede usule aykırı tebligat veya savunma hakkı eksikliği gibi itirazlarını Türk mahkemesinde ileri sürmezse, hakim re’sen bunu araştırmaz; itiraz halinde değerlendirme yapılır.
Yukarıdaki şartların tamamı sağlandığında, Türk mahkemesi tenfiz kararı verebilir; şartlardan biri eksikse tenfiz talebi reddedilecektir. Önemle belirtilmelidir ki tenfiz davasında Türk mahkemesi, yabancı boşanma kararının esasını (olayların veya boşanma sebeplerinin doğruluğunu) incelemez. Sadece usule ilişkin bu şartların varlığına ve belgelerin tamam olup olmadığına bakar. Koşullar uygun ise, tenfiz onayı (exequatur kararı) verilir ve yabancı karar Türk mahkemesi kararı gibi hukuki etki doğurur.

Yurtdışı boşanma kararının tenfizi için dava açarken, eksiksiz ve usulüne uygun belge sunmak sürecin hızlı ilerlemesi açısından kritiktir. Tenfiz davası için genellikle şu belgeler gerekmektedir:
Belgelerin aslı veya gerekli onaylı kopyaları sunulduğunda, usulen bir eksik yoksa mahkeme incelemeye geçer. Belgelerin tam ve doğru olması, tenfiz davasının hızlı sonuçlanması için en önemli adımdır. Eksik veya hatalı belge sunulması (örneğin apostil olmaması ya da tercümenin onaysız olması) süreci uzatacak, hatta davanın reddine yol açabilecektir. Bu nedenle davaya hazırlanırken istenen tüm evrak özenle tamamlanmalıdır.
Yabancı boşanma kararının tenfizi için davanın nerede açılacağı ve hangi mahkemenin görevli olduğu, MÖHUK ve ilgili usul hükümlerince belirlenmiştir:
Boşanma kararlarının tanıma ve tenfizi davalarında Aile Mahkemeleri görevli mahkemedir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Boşanma bir aile hukuku konusu olduğundan, uzmanlık mahkemesi olan Aile Mahkemesi görev alanına girer.
MÖHUK m.51 uyarınca, tenfiz davasında kural olarak davalının Türkiye’deki ikametgâhı mahkemesi yetkilidir. Eğer davalı tarafın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, bu kez davalının Türkiye’deki son geçici oturma yeri (meskeni) esas alınır. Davalının Türkiye’de hiçbir adresi yoksa, kanun büyük şehirlerimizden Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabileceğini öngörmüştür. Uygulamada, davacı taraf genellikle bu illerden birini (çoğunlukla Ankara veya İstanbul’u) tercih ederek davayı açabilir.
Örneğin, Almanya’da boşanan ve eşinin Türkiye’de ikametgahı bulunmayan bir Türk vatandaşı, İstanbul Aile Mahkemesinde boşanma tenfiz davasını açabilir. Mahkeme seçilirken yetki kurallarına uygun hareket edilmesi, dava sürecinin usul yönünden doğru ilerlemesi için gereklidir. Yanlış yerde dava açmak zaman kaybına yol açabilir (mahkeme yetkisizlik kararı vererek dosyayı görevli/yetkili yere gönderebilir). Bu nedenle, davalı eşin Türkiye’deki adres bilgileri varsa buna göre, yoksa sayılan illerden birinde dava açılmalıdır.

Yabancı bir boşanma kararının tenfizi sürecinde, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve tarafların dikkat etmesi gereken noktalar aşağıda ele alınmaktadır.
2018 yılında yürürlüğe giren bir düzenleme ile, bazı durumlarda mahkemeye başvurmadan yabancı boşanma kararını nüfusa işletme imkânı getirilmiştir. Eğer boşanan eşler birlikte hareket edebiliyor ve her ikisi de rızayla başvurabiliyorsa, yabancı boşanma kararı Türk konsolosluğuna veya nüfus müdürlüğüne sunularak idari yoldan tanıma ve nüfus kaydına işlenebilir. Bu yöntem, her iki tarafın da şahsen başvurmasını veya özel vekaletname ile temsil edilmesini gerektirir ve yalnızca boşanma kararının tanınmasını (medeni halin “boşanmış” olarak kayda geçmesini) sağlar. Ancak bu idari prosedür, genellikle nafaka, velayet gibi hükümlerin icrasını kapsamaz ve tarafların anlaşmalı şekilde başvuramadığı hallerde uygulanamaz. Böyle bir imkân varsa dahi, çoğu durumda özellikle karşı tarafın işbirliği yapmadığı durumlarda yine tenfiz davası açmak zorunlu olacaktır.
Çoğu tenfiz davasında, yabancı boşanmada karşı taraf (eski eş) Türkiye’deki davaya katılmayabilir. Davalı eşin davayı kabul etmesi veya hiç itiraz etmemesi süreci hızlandırır. Hatta bazı durumlarda davalı eş, tanıma ve tenfiz talebini kabul ettiğine dair bir beyan göndererek duruşmaya gelmeden işlemleri kolaylaştırabilir. Davalı hiç cevap vermez veya gelmezse, mahkeme usulüne uygun tebligat yapıldığı takdirde tek tarafın beyanlarına ve sunulan belgelere göre karar verebilir. Ancak, davalı eş itiraz ederse, bu itiraz sadece MÖHUK’ta sayılan tenfiz şartlarına ilişkin olabilir; örneğin kendisine tebligat yapılmadığını, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu vb. öne sürebilir. Hakim, itirazı değerlendirerek şartların mevcut olup olmadığına bakar. Eğer itiraz haksız ise reddedilip tenfiz kararı verilir; eğer haklı gerekçeye dayanıyorsa tenfiz talebi reddedilebilir. Bu nedenle, davanın seyrini hızlandırmak için usul hükümlerinin doğru bir şekilde uygulanmasını sağlamak yararlı olabilir.
Davalının Türkiye’de bilinen bir adresi yoksa, mahkeme tebligatı yurt dışına yapacaktır. Yurtdışına tebligat, ilgili ülkenin adli yardımlaşma süreçlerine göre zaman alabilir. Eğer davalının adresi hiç tespit edilemiyorsa, mahkeme gazete ilanı yoluyla ilanen tebligat yapabilir. Bu da yasal olarak mümkündür ancak süreci uzatır ve oldukça masraflıdır. Bu yüzden, dava açmadan önce karşı tarafın güncel adres bilgilerini tespit etmek önemlidir. Adres doğru ve tebligat hızlı olursa, dava da o kadar çabuk sonuçlanabilir.
Tenfiz davasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sunulan belgelerin eksik veya usule aykırı olmasıdır. Özellikle apostil, kesinleşme şerhi eksikliği veya tercüme onayının bulunmaması, mahkemenin ilk incelemede dava dilekçesini reddine yol açabilir . Bu nedenle, yabancı boşanma ilamını getirtirken mutlaka apostilli ve kesinleşme şerhli olmasına dikkat edilmelidir. Tercümeler yeminli tercümanca yapılmalı ve noter onaylı olmalıdır. Kendi yaptığınız veya yeminli olmayan tercümeler kabul görmez. Ayrıca, sunulan karar nüshasının aslı gibi onaylı olması gereklidir; fotokopi veya resmi onayı olmayan çıktıların geçerliliği yoktur. Tüm bu detaylara dikkat etmek, davanın tek celsede sonuçlanmasını sağlayabilir.

Yurt dışında yaşayanlar için tenfiz davasını Türkiye’de bizzat takip etmek zor olabilir. Neyse ki, bu davalar bir avukat aracılığıyla vekalet verilip kişilerin yokluğunda da yürütülebilir. Yurtdışındaki Türk konsolosluğundan alınacak ve içeriğinde tanıma-tenfiz konusunda özel yetki bulunan bir vekaletname ile avukatınıza yetki verebilirsiniz. Bu sayede duruşmalara bizzat katılmanız gerekmez, tüm işlemleri avukatınız sizin adınıza yapabilir. Profesyonel hukuk desteği almak, usul kurallarına uygun bir başvuru yapılmasını ve olası eksiklerin önceden tespit edilerek giderilmesini sağlar. Özellikle karmaşık durumlarda veya karşı tarafın itiraz ihtimalinde avukat desteği hak kaybını önleyecektir.
Mahkeme tenfiz kararı verdikten sonra, yabancı boşanma hükmü Türkiye’de tıpkı bir Türk mahkemesi kararı gibi hüküm ve sonuç doğurur. Bu karar ile birlikte, evliliğin sona erdiği hususu Türk nüfus kütüğüne işlenir. Mahkeme, kesinleşen tenfiz kararını ilgili nüfus müdürlüğüne göndererek evlilik kaydının güncellenmesini sağlar. Yine de tarafların, karar sonrası nüfus kayıtlarının güncellendiğini kontrol etmeleri önerilir. Tenfiz edilen kararda nafaka, tazminat gibi maddi hükümlerin bulunması halinde, karşı taraf ödemezse, Türk İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra takibi başlatılabilir. Örneğin, tenfiz kararıyla birlikte yabancı mahkemenin belirlediği nafaka artık Türkiye’de de geçerli hale gelir; alacaklı eş, icra dairesi aracılığıyla nafaka tahsilini talep edebilir. Velayet hükmü varsa, çocukların teslimi gibi konular yine Türk icra makamlarınca sağlanabilir. Kısacası, tenfiz kararı alındıktan sonra, yabancı boşanma kararının tüm hukuki etkileri Türkiye’de hayata geçirilmiş olur.
Davanın Süresi ve Maliyeti
Tenfiz davaları genellikle doğru belge sunulmuş ve karşı taraf itiraz etmemişse oldukça hızlı sonuçlanabilir. Basit yargılama usulüne tabi olan bu davalarda duruşma yapılıp genellikle ilk celsede karar verilebilir. Süre, mahkemenin iş yoğunluğuna ve tebligatın başarısına göre değişmekle birlikte, birkaç ay içinde tamamlanması mümkündür. Davanın maliyeti ise başvuru harcı, tercüme ve noter masrafları ile avukatlık ücretinden ibarettir. 2025 yılı itibariyle dava harcı ve noter-tercüme ücretleri, avukatlık ücretleri ilgili tarifelerden öğrenilebilir. Dava sonuçlandıktan sonra kararın nüfusa işlenmesi için ayrıca bir masraf yoktur. Taraflar açısından, bu dava ileride çıkabilecek büyük sorunları önlediği için, makul sürede ve maliyette önemli bir hukuki işlemdir.
Sonuç olarak, yurtdışında boşanmanın tenfizi sürecinde, yabancı ülkede elde edilen boşanma kararının Türkiye’de de geçerlilik kazanması ve icra edilebilir olması sağlanır. Türk Medenî Hukuku ve MÖHUK çerçevesinde belirlenen şartlar yerine getirildiğinde, tenfiz kararı ile birlikte bireylerin medeni hali güncellenir, nafaka ve velayet gibi haklar korunur ve olası hukuki ihtilafların önü alınır. Yurtdışında boşanmış Türk vatandaşlarının, süreci bir avukat desteğiyle ilerletmesi, hem kendilerine zaman kazandıracak hem de hak kayıplarını önleyecektir. Bu sayede yabancı ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararı, Türkiye’de de tam anlamıyla hukuki geçerlik kazanacak ve bir Türk mahkemesinin kararıyla aynı etkiye sahip olacaktır.
