
Başlıklar
ToggleUygulamada takipsizlik kararı veya KYOK kararı olarak ifade edilen, kanuni düzenlemede “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” olarak anılan bir ceza hukuku kavramıdır.
Takipsizlik kararı, cumhuriyet savcısının, ceza soruşturması sonucunda suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığına veya herhangi bir suçun unsurlarının oluşmadığına karar verdiği, dolayısıyla soruşturmanın takip edilmeyeceği ve bir üst aşamaya (kovuşturma – Ceza davası) taşınmayacağı anlamına gelen yargısal bir karardır. Bu karar, savcının yeterli delil bulunmadığına veya suçun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirmesi durumunda yahut kanunda yazılı şikâyetten vazgeçme gibi hallerde verilebilir.
Takipsizlik kararı, ceza soruşturmasının sona ermesine ve şüpheli veya sanık hakkında dava açılmamasına neden olur. Ancak, takipsizlik kararı kesin bir karar değildir; soruşturmayı yürüten makam, daha sonra yeni delillerin ortaya çıkması durumunda yeniden soruşturma yapıp bu defa iddianame düzenleme yoluna gidebilir.
Takipsizlik kararı gerekçeli olarak mağdur ve şikayetçiye bildirilir. Anılan kişilerin karara itiraz hakkı bulunmaktadır.
Takipsizlik kararı, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı tarafından verilir. Suç isnadıyla ilgili olarak yaptığı soruşturma sonucunda savcı, delil ve olguları değerlendirerek takipsizlik kararı verebilir. Bu kararın verilmesi, sanığın suçsuzluğunu resmi olarak kabul etmek anlamına gelmez, sadece o aşamada yeterli kanıtın olmadığını veya suçun oluşmadığının değerlendirildiğini gösterir. Takipsizlik kararı, aşağıdaki durumlarda verilebilir:
Yeterli Delil Bulunmaması: Soruşturma sonucunda yeterli delil bulunmadığına kanaat getirilirse takipsizlik kararı verilebilir.
Fiilin Suç Oluşturmaması: Fiilin niteliği ve biçimi ceza kanunlarında tanımlanan suçlardan birine uymuyorsa takipsizlik kararı verilebilir.
Soruşturma Koşulunun Gerçekleşmemesi: Bazı suçların soruşturulması belirli koşullara tabidir. Bu koşulların en bilineni şikâyet ve yetkili makamın iznidir. Soruşturma koşulunun gerçekleşmediği durumlarda örneğin , şikayet hakkı sahibinin şikayetinin bulunmaması veya şikayetten vazgeçilmesi hallerinde, takipsizlik kararı verilebilir.
Etkin Pişmanlık ve Cezasızlık Halleri: Bazı özel hallerde (örneğin etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık hali gibi durumunda) takipsizlik kararı verilebilir.
Takipsizlik kararı, yukarıdaki durumlarda söz konusu olur ancak bu karar, mağdurun itiraz hakkını kullanmasına veya hukuk mahkemesinde bir dava açmasına engel değildir. Mağdur, takipsizlik kararına itiraz edebilir ve/veya bir özel hukuk davası açabilir. Takipsizlik kararına itiraz sonucunda mahkeme, takipsizlik kararını değerlendirir ve gerekli görürse, kararı kaldırarak dava açılması gerektiğine hükmedebilir. Takipsizlik kararı, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe olmadığı anlamına gelir ve soruşturma sürecini sonlandırır. Ancak suçun tekrar işlenmesi veya yeni delillerin ortaya çıkması durumunda yeniden soruşturma yapılabilir.

Takipsizlik kararına itiraz mümkündür. Yukarıda değinildiği gibi takipsizlik kararı, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen ve “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” olarak bilinen bir ceza muhakemesi kararıdır. Bu kararın gözden geçirilmesi ve kaldırılması için mahkemeye itirazda bulunulabilir. İtiraz konusunda önem arz eden noktalar aşağıda açıklanacaktır.
Suçtan zarar gören, şikâyette bulunan veya hukuki menfaati olan herkes, takipsizlik kararına itiraz edebilir.
İtiraz, takipsizlik kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde yapılmalıdır.
İtiraz, yazılı bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir.
İtiraz, takipsizlik kararını veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
Sulh ceza hâkimliği, kararı vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse, bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir.
Sulh ceza hâkimliği, itirazı değerlendirir. İtiraz yerinde bulunursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
İtiraz reddedilirse, aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. madde uyarınca yeniden soruşturma açılabilir.
T.C.
İSTANBUL ANADOLU
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Soruşturma No: 2024/230171 Soruşturma
Karar No: 2024/147797
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR
DAVACI: K.H.
MÜŞTEKI: …
Yıldırım/BURSA
VEKİLİ: Av. HÜSEYIN DEMIRBAS, BURSA
ŞÜPHELI: …
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
SUÇ TARİHİ VE YERİ : 28/06/2024 BURSA/MERKEZ
Soruşturma Evrakı İncelendi:
Her ne kadar yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı müşteki … ile şüpheli … ‘ın evli oldukları ancak boşanma sürecinde oldukları, 18/06/2024 günü şüphelinin,
müştekinin adına kayıtlı … plakalı aracı park halinde bulunduğu yerden müştekinin bilgisi veya izni olmadan aldığı iddiası ile müştekinin şikâyeti üzerine soruşturma işlemlerine başlanılmış ise de; şüphelinin, müştekinin eşi olduğu; Türk Ceza Kanunun 167. Maddesinde düzenlenen şahsi cezasızlık halleri başlıklı maddenin 1. fıkrasının a bendinde; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına olarak bu suçun islenmesi halinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaması gerektiğinin düzenlendiği, bu sebepledir ki şüphelinin üzerine atılı suçun şahsi cezasızlık kapsamında kalmış olduğunun ve cezalandırılamayacağının anlaşıldığı, Şüpheli hakkında üzerine atılı suçtan dolayı şahsi cezasızlık sebebiyle kamu adına KOVUSTURMA YAPILMASINA YER OLMADIGINA, Kararın suçtan zarar gören vekiline ve şüpheliye tebliğine, Suçtan zarar görenin kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde CMK’nın173/1 maddesi gereğince İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkını kullanmakta serbestisine, Kararın tebliğinden sonra kesinleşmesi üzerine 5320 sayılı kanunun 16. maddesi gereği bir suretinin soruşturmada görevli kolluğa gönderilmesine, Karara itiraz edilmesi halinde CMK 330/1 maddesi gereğince itirazdan doğan masrafların başvurunun reddi halinde itiraz eden tarafa yükleneceğinin ihtarına, İtiraz kanun yolu açık olmak üzere CMK.nun 172 ve 173. maddeleri gereğince karar verildi. 07/10/2024
Cumhuriyet Savcısı
BURSA NÖBETÇİ SULH CEZA MAHKEMESİ’ NE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
BURSA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
SORUŞTURMA NO : 2020/49811 S.
KARAR NO : 2020/37983 K.
İTİRAZ EDEN
MÜŞTEKİ : …
Osmangazi, BURSA
İTİRAZ EDEN
MÜŞTEKİ VEKİLİ : Av. Hüseyin DEMİRBAŞ
Osmangazi, Bursa
ŞÜPHELİ : ….
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık.
SUÇ TARİHİ : 29/06/2020
KONUSU : Bursa Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2020/49811 soruşturma numaralı dosyasında verilen 03.09.2020 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’a (KYOK) itirazımızdan ibarettir.
TEBLİĞ TARİHİ : 21/10/2020
AÇIKLAMALAR :
1) Yukarıda soruşturma ve karar numarası belirtilen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen şüpheli … hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, usul ve yasaya aykırıdır. İlgili karar 21/10/2020 tarihinde müvekkile tebliğ edilmiş olup söz konusu karara karşı süresinde itiraz etme zorunluluğu hasıl olmuştur.
2) Olay/Suç :
Şüpheli … ‘nın yönlendirmesiyle, bölge esnafınca tanınan ancak akli dengesi yerinde olmayan erkek bir şahıs tarafından, Müşteki …’e teslim edilmek üzere … isimli işyeri çalışanlarına bir adet a4 boyutunda kapalı zarf verilmiştir. Zarfta yazılı metinde kısaca müşteki hakkında FETÖ ile bağlantılı soruşturmaların olduğu, kendilerinin adliyede görevli hakim ve savcılarla irtibatlı bulundukları, iki seferde toplam 400 bin dolar verdiği taktirde dosyanın kapatılacağı beyan edilmiştir. Devamında ilk seferde 200 bin dolarlık meblağı 30/06/2020 tarihinde saat 17.00 sıralarında ikametine gelecek bir kuryeye teslim etmesi gerektiği yazılmıştır. 30/06/2020 günü müşteki ve kolluk güçleri gerekli tertibatı hazır ederek ikamet adresinde beklemeye başlamıştır. Sonrasında şüpheli, müştekinin kapı önüne gelip zile basmış ve içeri girmiştir. Polisler kendisini müştekinin evinin içinde gözaltına almıştır. Yapılan görüşmede şüpheli … olayı kendisinin tasarladığını kabul etmiştir. Hatta polisler tarafından götürülürken “çocuklarınızı alacaklar, çocuklarınızı göremeyeceksiniz” şeklinde tehdit içerikli sözler söylemiştir.
3) Dolandırıcılık Suçu:
Kişileri objektif olarak aldatmaya elverişli tüm hareketler hileli davranış olarak değerlendirilir. Dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan hile, nitelikli bir yalandır. Hile teşkil eden yalan belli ölçüde ağır ve yoğun olmalı, ustaca sergilenerek mağdurun yalanı kontrol ihtimaline imkân vermemelidir. (TCK m.157/1)
Dolandırıcılık suçunda fail, kullandığı hile ile mağduru yanıltarak, aldatıcı davranış ve yalanlara itibar eden mağdurdan haksız çıkar elde etmektedir. Hilenin aldatıcı bir yalan olup olmadığı olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmeli. Mağdurun sübjektif durumu, eğitimi, fiil ile ilişki biçimi, yapılan hilenin şekli, hile için belge kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin özellikleri ayrı ayrı dikkate alınmalıdır.
Somut olayda şüpheli … yabancı bir kişi aracılığıyla ve gizemli bir mektup ile müşteki … ‘ün FETÖ yapılanması ile bağlantılı olduğu ve hakkında soruşturmalar olduğu ve söz konusu soruşturma dosyalarının 400 bin Dolar karşılığından kapatılacağını beyan etmiştir. Söz konusu eylem suçun fiil unsurunu oluşturmaktadır. Şüpheli … ‘nın gerçekleştirmiş olduğu eylem, ülkemizde sık rastladığımız, “terör örgütü ile korkutarak dolandırma” olaylarının tipik bir örneğidir. ….. ülkemizde çok sık başvurulan bir dolandırma yönetimini kullanmıştır. Muhtelif tarihlerde avukatların, emekli cumhuriyet savcılarının, tanınmış gazetecilerin, profesörlerin hatta tanınmış bir ceza hukuku profesörünün dahi bu türden dolandırıcılık eylemlerinin mağduru oldukları gazete haberlerine konu edilmiştir. Şüphelinin, vatandaşların çok duyarlı olduğu bir konuda, terörle mücadeleyi bile istismar ederek işlemiş olduğu bu fiil, özellikle tamamlanmış icra hareketleri gözetildiğinde, basit bir yalandan ibaret sayılmamalıdır.
Dolandırıcılık suçu neticeli bir suçtur. Hileli davranış sonucunda bir kimsenin aldatılması ve aldanmayla ilişkili olarak aldatılanın veya bir başkasının zararına, failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35.maddesine göre; failinin, işlemeyi kastettiği suçun icrasına elverişli hareketlerle doğrudan doğruya başlaması, ancak elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamaması halinde teşebbüs oluşmaktadır. (TCK md.35/1).
Failin hileli davranışlarına rağmen mağdurun aldanmadığı veya mağdurun aldanmış olmasına rağmen fail tarafından menfaatin sağlanamadığı hallerde dolandırıcılık suçu teşebbüs aşamasında kalmış olur. Dolayısıyla dolandırıcılık suçunda teşebbüs mümkündür.
Bu durumda Türk Ceza Kanunu’nun 35.maddesi gereğince; dolandırıcılık suçunda failin bir kimseyi hileli davranışlarına rağmen aldatamadığı veya aldatıp, elinde olmayan nedenlerle kanunun öngördüğü şekilde bir menfaati sağlayamadığı hallerde failin, teşebbüs hükümleri uygulanarak, dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilecektir.
Yargıtay da kararlarında dolandırıcılık suçuna teşebbüsün mümkün olduğunu kabul etmektedir.
Örnek;
“sanık savunması, katılan beyanı, uzlaştırma raporu ve diğer deliller doğrultusunda sanığın atılı dolandırıcılık suçuna teşebbüse ilişkin eylemini sabit gören mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.” (15. Ceza Dairesi 2018/5955 E. , 2020/4193 K. , T: 02/06/2020)
“Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık tarafından suça konu çekin katılana verildiği, katılanın alınan beyanında “sanığın çek aslını akşam üzeri 05.30-06.00 sıralarında getirdiğini o saatte bankaya gittiklerini ve sahte olduğunun tespit edildiğini, ertesi gün karakola gittiklerini, sanığa mal vermediklerini” beyan etmiş olması nedeniyle sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalması karşısında, mahkemece sanık hakkında tamamlanmış suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayini…” (15. Ceza Dairesi 2017/14892 E. , 2020/4244 K. , T: 02/06/2020 )
“Sanığın, katılan …’ye gömü altın satmak vaadinde bulunduğu ancak katılanın parayı vermeden önce durumdan şüphelenmesi üzerine polis ekibine haber verdiği, polis ekibi tarafından sanığın sahte altınlarla birlikte yakalanmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık ikrarı, yakalama tutanağı, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.” (15. Ceza Dairesi 2018/6824 E. , 2020/3901 K. , T: 01/06/2020)
Dolandırıcılık suçu teşebbüse elverişli bir suç tipidir. Failin mağdur karşısında onu aldatmaya elverişli hareketlerde bulunduğu anda suçun icrasına başlanmış olmaktadır. Objektif olarak aldatma kabiliyetine sahip olan fakat mağdurun aldanmadığı hilenin varlığında, teşebbüs hükümleri uygulanır. Failin mağdur karşısında onu aldatmaya elverişli hareketlerde bulunduğu anda suçun icrasına başlanmış olmaktadır.
Somut olayda şüpheli … , dolandırıcılık suçunun icra hareketlerine başlamış ve bu aslında bu hareketleri tamamlamıştır. Sanık, müşteki hakkında kişisel ve ailevi bilgileri de içeren oldukça profesyonel bir üslupla yazılmış bir mektubu, kimliğini açık etmemeyi amaçlayan bir yöntemle müvekkile göndermiştir. Bu mektubun içeriğinde yazılanlar ve gönderilme biçimi “hileli davranış” unsurunu fazlasıyla karşılamaktadır. Şüpheli bununla da yetinmemiş mektupta yazdığı üzere 200 Bin Dolar’ı almak üzere mağdurun evine de gitmiştir. Ancak mağdur ve polisin aldığı tedbir nedeniyle netice gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla şüphelinin kullanmış olduğu yöntem objektif olarak insanları aldatmaya elverişlidir. Fakat müşteki bilinçli bir vatandaş olarak durumu hemen fark edip yetkili mercilere durumu bildirmiştir. Dolayısıyla suç teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Dolandırıcılık suçu ile mağdurun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası yararına haksız bir fayda elde edilmelidir. Fiili işleyen kişi, kendisi veya başkası lehine fayda elde etmek için bilerek ve isteyerek hileli hareketler icra etmelidir.
Somut olaya baktığımızda şüpheli ifadesinde maddi sıkıntıları sebebiyle böyle bir eylemde bulunduğu açıklamıştır. Şüphelinin müşteki zararına ve kendisinin yararına haksız bir fayda elde etmek amacıyla kast ile hareket ettiği açıktır.
4) Sonuç Olarak;
Ülkemiz ve insanımız açısından tehlikeli bir durum oluşturan “Terör Örgütleri ile bağlantısı bulunduğunu ileri sürerek korkutma dolandırıcılığının” başka bir yansıması şeklinde karşımıza çıkan … ‘nın işlemiş olduğu suç, basit bir yalandan ibaret görülmüştür. Olay yeterince irdelenmemiştir. Bu durum kamu vicdanları başta olmak üzere adalet hissimizi zedelemektedir. … ‘nın işlemiş olduğu fiilin, basit bir yalandan çok daha fazlasını içerdiğini ve suç oluşturduğunu yukarıda detaylarıyla izah etmiş bulunuyoruz.
SONUÇ VE TALEP :
Yukarıda izah edilen ve re ‘sen gözetilecek nedenlerle; Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/09/2020 tarihli, 2020/49811 soruşturma ve 2020/37983 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının KALDIRILMASINA, Şüpheli … hakkında nitelikli dolandırıcılık eyleminden kamu davası AÇILMASINA karar verilmesini bilvekale talep ederiz.
Saygılarımızla 23.10.2020
MÜŞTEKİ VEKİLİ
Av. HÜSEYİN DEMİRBAŞ