• +90 224 272 19 09
  • +90 542 120 86 16
  • info@demirbas.av.tr
bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2bursa avukat logo 2
  • Ana Sayfa
  • Kurumsal
    • Hukuk Büromuz
    • Vekalet Bilgileri
  • Hizmetler
    • Şirketler Hukuku ve Ticari Davalar
    • Sınai Mülkiyet Hukuku ve Marka Patent Tasarım Davaları
    • Bireysel ve Toplu İş Hukuku Davaları
    • Gayrimenkul, İnşaat ve Kira Davaları
    • Boşanma Davası ve Aile Hukuku Uygulamaları
    • Tazminat Hukuku ve Tazminat Davaları
    • Miras Hukuku ve Tereke Yönetimi
    • Ceza Hukuku ve Ceza Davası Uygulamaları
    • İdare Hukuku ve İdari Davalar
    • Sosyal Güvenlik Hukuku ve SGK Davaları
    • İcra Hukuku, İcra Takipleri ve İcra Davaları
    • Bilişim Hukuku Davaları
    • Tüketici Hukuku ve Tüketici Davaları
  • Blog
  • İletişim
Boşanma Davalarında Affetme ve Hoşgörüyle Karşılama
1 Temmuz 2022
Maluliyet Tespitine Uygulanacak Yönetmelik
2 Temmuz 2022
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar ve hukuki hak kayıplarından kaçınma yolları

Yargıtay içtihatları, anlaşmalı boşanma protokollerinin mali sonuçlar ve çocukların üstün yararı bakımından hâkim tarafından titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Başlıklar

Toggle
  • ANLAŞMALI BOŞANMADA HAK KAYIPLARI
      • Uygulamaya dair gözlemlerimiz, anlaşmalı boşanmada taraf iradesine mutlak üstünlük tanımanın her zaman tarafların ve müşterek çocukların  menfaatlerini koruyan sonuçlar doğurmadığını göstermektedir. Yargıtay kararları da hâkimin yalnızca protokolü onaylayan değil, tarafların iradesini ve çocukların menfaatlerini aktif şekilde denetlemekle yükümlü olduğunu vurgulamaktadır. Eksik, hatalı veya yaşamın gerçeklerinden uzak hazırlanan protokol hükümleri, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklara ve hak kayıplarına yol açabilmektedir.
    • Anlaşmalı Boşanma Gerçekten “Harika” Mı?
    • Gözlemlerimizden Öne Çıkan Temel Sorunlar
      • 1. Taraflar Sonuçların Değil, Hızın Peşinde
      • 2. Güç Dengesi Eşitsizliği ve Dezavantajlı Taraf
      • 3. Adil Yargılanma Hakkı İhlali: Anayasal Boyut
      • 4. Çocukların Velayeti: En Önemli Sorun Alanı
      • 5. Adil Çözülmeyen Uyuşmazlıklar Yeni Davaları Doğuruyor
    • Uygulamada Karşılaştığımız Hak Kaybı Örnekleri
      • Örnek 1: Çocuklarını Kaybetme Korkusuyla Kabul Edilen Ağır Nafaka Yükü
      • Örnek 2: Kötü Hazırlanmış Protokol Nedeniyle Yıllar Sonra Mal Paylaşımı Davası
      • Örnek 3: Aceleyle Verilen Velayet Kararının Sonradan Tartışılması
      • Ortak Nokta
    • Usul Açısından Yapılması Gerekenler
      • Dilekçeler Safhası İşletilmelidir
      • Ön İnceleme Duruşması HMK’nın Öngördüğü Şekilde Yapılmalıdır
      • Çocukların Bulunduğu Her Davada Uzman İncelemesi Zorunlu Hale Getirilmelidir
      • Hâkimin Protokolü Değiştirme Yetkisi Fiilen Kullanılmalıdır
    • Yargıtay İçtihadının Katkısı
      • Anlaşmalı Boşanma, Hakim Onayından İbaret Bir İşlem Değildir
      • Hızlı Boşanma Uğruna Kabul Edilen Ağır Mali Yükümlülükler Sonradan Değiştirilemeyebilir
      • Belirsiz Protokoller Yeni Davalara Yol Açabilmektedir
      • Velayet Konusunda Tarafların Anlaşması Tek Başına Yeterli Değildir
    • Sonuç: Hız, Adaletin Yerini Tutmaz
    • Sık Sorulan Sorular
      • Anlaşmalı boşanma sonradan iptal edilebilir mi?
      • Anlaşmalı boşanmada nafakadan vazgeçilir mi?
      • Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmak zorunda mı?
      • Anlaşmalı boşanmada çocuk dinlenir mi?
      • Anlaşmalı boşanmada protokol sonradan değiştirilebilir mi?
      • Hâkim anlaşmalı boşanma protokolünü neden reddedebilir veya değiştirebilir?
      • Anlaşmalı boşanmada çocuğun velayeti nasıl korunur?
      • Kötü hazırlanmış protokolün hukuki sonuçları nelerdir?
      • İlgili Yazılar:

ANLAŞMALI BOŞANMADA HAK KAYIPLARI

Av. Hüseyin Demirbaş | Demirbaş Hukuk Bürosu, Bursa

Son Güncelleme: Temmuz 2026 — Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2025 tarihli, E. 2023/2-582 ve K. 2025/24 sayılı emsal ilamı eklenmiştir.

Anlaşmalı boşanmada hak kaybı neden yaşanır?
Anlaşmalı boşanmada hak kayıplarının temel nedeni protokolün eksik veya hatalı hazırlanmasıdır. Aceleci davranış, hukuki bilgi eksikliği ya da taraflardan birinin manipülasyonu sonucu imzalanan protokoller; velayet, nafaka ve mal rejimi konularında geri dönüşü güç sonuçlar doğurabilir.

Uygulamaya dair gözlemlerimiz, anlaşmalı boşanmada taraf iradesine mutlak üstünlük tanımanın her zaman tarafların ve müşterek çocukların  menfaatlerini koruyan sonuçlar doğurmadığını göstermektedir. Yargıtay kararları da hâkimin yalnızca protokolü onaylayan değil, tarafların iradesini ve çocukların menfaatlerini aktif şekilde denetlemekle yükümlü olduğunu vurgulamaktadır. Eksik, hatalı veya yaşamın gerçeklerinden uzak hazırlanan protokol hükümleri, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklara ve hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Gerçekten “Harika” Mı?

Türk hukuk sisteminin uzun yargılama süreleri sorunu tartışmasızdır. TMK m. 166/3 ile düzenlenen anlaşmalı boşanma kurumu, boşanma davalarında bu soruna, tek celsede sonuçlanan, tarafları yıpratmayan, masrafı düşük ve etkili bir çözüm getirmektedir.

Uzun yıllara yayılan boşanma davası deneyimlerimiz bize şunu öğretmiştir. Hızlı biten her dava, adil biten bir dava değildir. Bazen sürat hukukta da felakettir.

Anlaşmalı boşanmanın uygulamada aldığı hal, yargılama faaliyetinden çok idari bir prosedürü andırmaktadır. Rusya gibi bazı ülkelerde boşanmanın evlendirme daireleri gibi idari birimlerde gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bizdeki anlaşmalı boşanma uygulamasının bu idari süreçten daha kapsamlı bir yargısal tahkikat içerip içermediği ise ciddi biçimde sorgulanması gereken bir konudur.

Gözlemlerimizden Öne Çıkan Temel Sorunlar

1. Taraflar Sonuçların Değil, Hızın Peşinde

Gözlemlerimizin en çarpıcı bulgusu, anlaşmalı boşanmaya başvuran tarafların büyük çoğunluğunun; boşanmanın velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi tüm sonuçlarıyla doğru ve adil biçimde gerçekleşmesiyle değil, bir an önce gerçekleşmesiyle ilgili oldukları gerçeğidir.

Bu eğilim anlaşılabilir olmakla birlikte son derece tehlikelidir. Mesleki gözlemlerime göre, yargılama sona erip karar kesinleştiğinde pişmanlık duyan taraf sayısı, hiç de azımsanacak bir oranda değildir.

2. Güç Dengesi Eşitsizliği ve Dezavantajlı Taraf

Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bir gerçek daha vardır. Eşlerden biri ekonomik, psikolojik veya sosyal açıdan avantajlı konumunu istismar ederek diğer eşi kendi belirlediği şartlarda boşanmaya yönlendirmektedir.

Gözlemlerimiz, anlaşmalı boşanmada hak kaybına uğrayanların büyük ölçüde şu gruplardan oluştuğunu göstermektedir.

  • Ekonomik bağımsızlığı olmayan eşler
  • Boşanma sürecini bir an önce bitirmek isteyen ve bu nedenle haklarından feragat edenler
  • Hukuki bilgisi yetersiz olan taraflar

Protokolün her iki tarafın gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığı sorusu, hâkimin kısa bir duruşmada gerçek anlamda yanıtlayabileceği bir soru değildir.

3. Adil Yargılanma Hakkı İhlali: Anayasal Boyut

Kanaatimizce anlaşmalı boşanma uygulamasının mevcut haliyle Anayasa’nın 36. maddesi (adil yargılanma hakkı) ve 41. maddesi (ailenin korunması ilkesi) ile bağdaşmayan sonuçlar doğurduğu durumlar mevcuttur.

TMK m. 166/3’ün lafzı incelendiğinde hâkime önemli yetkiler tanındığı açıkça görülmektedir:

“Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.”

Uygulamada bu yetkinin neredeyse hiç kullanılmadığı gözlemlenmektedir. Bunun temel nedeni, düzenlemenin pratikte bir tasdik mekanizmasına indirgenmiş olmasıdır. Bu davalarda dilekçeler safhası işletilmemekte, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamaları birbirinden ayrılmamakta; her şey tek bir kısa duruşmada tamamlanmaktadır.

4. Çocukların Velayeti: En Önemli Sorun Alanı

Anlaşmalı boşanmanın en ciddi sorun alanlarından biri müşterek çocukların velayetidir.

TMK uyarınca hâkim, velayet konusunda tarafların kararlaştırmasıyla bağlı değildir; çocuğun üstün yararı ilkesi her koşulda gözetilmek zorundadır. Bu ilkenin gereği olarak anlaşmalı boşanma davalarında da sosyal hizmet uzmanı veya pedagog raporu alınmalı, yaşı uygunsa çocuk bizzat dinlenmelidir.

Ancak anlaşmalı boşanma davaları uygulamasında bu inceleme neredeyse hiç yapılmamaktadır. Gözlemlerimiz, bu boşluğun zaman zaman ağır sonuçlara yol açtığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, adli sicil kaydı bulunan, uyuşturucu suçlarından mahkûm ebeveyne dahi velayet hakkı tevdi edilen kararlara, çocukların birinin anneye, birinin, babaya bırakıldığı uygulamalara, çocuğun velayeti babaya verildiği halde fiilen anne yanında kaldığı hallere rastlanmıştır.

5. Adil Çözülmeyen Uyuşmazlıklar Yeni Davaları Doğuruyor

Gözlemlerimize göre, anlaşmalı boşanmada hakkaniyet dengesi ve yaşam gerçekleriyle uygunluk kurulmadan verilen kararlar eşler arasındaki ihtilafı gerçek anlamda sonlandırmamaktadır. Protokolde eksik veya hatalı düzenlenen konular çoğu zaman aşağıdaki gibi yeni uyuşmazlıklara dönüşmektedir.

  • Velayet değişikliği davaları
  • Nafaka artırımı veya azaltımı talepleri
  • Bazı durumlarda mal rejiminin tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklar
  • Protokolde düzenlenmemiş ziynet alacağı ve çeyiz davaları

Yani anlaşmalı boşanma, uyuşmazlığı temelinden çözmek yerine başka bir forma sokuyor veya erteliyor olabilir.

Uygulamada Karşılaştığımız Hak Kaybı Örnekleri

Örnek 1: Çocuklarını Kaybetme Korkusuyla Kabul Edilen Ağır Nafaka Yükü

Bir dosyada baba, yurt dışında çalışan ve çocuklarına son derece bağlı bir kişiydi. Boşanma sürecinde çocukların eğitimlerinin yarıda kalacağı ve kendisinden uzaklaştırılacağı endişesiyle, ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan düzeyde yüksek nafaka ve eğitim giderlerini kabul etti. Boşanma sonrasında bu yükümlülükler gelirinin önemli bir kısmını aşar hale geldi ve yeni davalar açmak zorunda kaldı.

Örnek 2: Kötü Hazırlanmış Protokol Nedeniyle Yıllar Sonra Mal Paylaşımı Davası

Başka bir olayda eşlerden biri, protokolde yer alan bazı ifadeler nedeniyle mal rejiminden kaynaklanan tüm hakların sona erdiğini düşündü. Oysa metin hukuken bu sonucu doğuracak açıklıkta değildi. Boşanmadan sonra açılan mal paylaşımı davasıyla karşı karşıya kaldı. Hatta katkı payı alacağından vazgeçtiğini düşünerek bazı tazminat taleplerinden de feragat etmişti. Sonuçta boşanma ile bitmesi beklenen uyuşmazlık yıllarca devam etti.

Örnek 3: Aceleyle Verilen Velayet Kararının Sonradan Tartışılması

Bir başka dosyada anne, boşanmanın gerçekleşebilmesi için müşterek çocuğun velayetini babaya bırakmayı kabul etti. Ancak boşanmadan sonra ortaya çıkan koşullar nedeniyle velayetin değiştirilmesi davası açmak zorunda kaldı. Çocuğun fiilen farklı kişiler tarafından büyütülmesi, ebeveynlerin yaşam koşullarındaki değişiklikler ve çocuğun üstün yararına ilişkin tartışmalar yeni bir yargılama sürecini beraberinde getirdi.

Ortak Nokta

Bu örneklerde ortak nokta şudur.

i) Anlaşmalı boşanma aceleye getirilmiştir.

ii) Boşanma protokolü olması gerektiği gibi müzakere edilmemiştir. Taraflardan biri koşullarını diğerine dayatmış, bir kusurunu veya hassasiyetini istismar etmiştir.

iii) Protokol kötü bir dille kaleme alınmıştır.

Sonuçta taraflar evlilik birliğini sona erdirmiş, ancak uyuşmazlığı sona erdirememiştir. Hızlı sonuçlanan dava, yıllar süren yeni davaların başlangıcı olmuştur.

Anlaşmalı boşanma, bazı durumlarda, uyuşmazlığı çözmek yerine erteliyor olabilir.

Usul Açısından Yapılması Gerekenler

Kanaatimizce anlaşmalı boşanma davalarında asgari olarak şu usul güvenceleri sağlanmalıdır.

Dilekçeler Safhası İşletilmelidir

En azından basit yargılama usulündeki düzeyde tarafların iddia ve savunmalarını yazılı olarak ortaya koymaları sağlanmalıdır. Tarafların haklarını ve protokol içeriğini gerçekten anlayıp anlamadığı, yalnızca sözlü beyanla değil yazılı dilekçeleri ile de denetlenmelidir.

Ön İnceleme Duruşması HMK’nın Öngördüğü Şekilde Yapılmalıdır

Tarafların gerçek iradelerinin tespiti, kısa bir duruşmada sözlü beyanla değil; somut sorularla yapılmalı, kanunun hâkime tanıdığı denetim yetkisi şekli bir onayın çok ötesine geçmelidir. .

Çocukların Bulunduğu Her Davada Uzman İncelemesi Zorunlu Hale Getirilmelidir

Sosyal hizmet uzmanı veya pedagog raporu (SİR), anlaşmalı boşanma davalarında istisna değil kural olmalıdır. Çocuğun üstün yararı ilkesi, tarafların mutabakatından üstündür. Aynı şekilde idrak çağındaki çocuklar mahkemede dinlenmelidir.

Hâkimin Protokolü Değiştirme Yetkisi Fiilen Kullanılmalıdır

Hakim noter değildir, TMK’nın tanıdığı yetki, onay işlemine indirgenmemelidir. Hâkim, tarafların gerçek iradesini ve çocukların üstün yararını gözetmeli, protokol hükümlerini değerlendirmeli, gerek gördüğü değişiklikleri yapmalıdır.

Yargıtay İçtihadının Katkısı

Yargıtay içtihatları sınırlı da olsa bazı düzeltmeler sağlamaktadır. Bazı durumlarda, anlaşmalı boşanma protokolünün geçersiz sayılmasına ilişkin kararlar verilebilmektedir. Ancak bunlar irade fesadı gibi çok sınırlı bazı hallerde, uzun ve zorlu hukuk mücadelelerinin sonunda mümkün olabilmektedir. Tarafların temel hakları yönünden daha hızlı sonuçlar veren daha etkili güvencelere ihtiyaç vardır.

Uygulamaya dair gözlemlerimiz, anlaşmalı boşanmanın her zaman tarafların menfaatlerini koruyan sonuçlar doğurmadığını göstermektedir. Benzer sorunlar Yargıtay kararlarında da görülmektedir.

Anlaşmalı Boşanma, Hakim Onayından İbaret Bir İşlem Değildir

Yargıtay HGK — E. 2017/1941, K. 2019/475
“Anlaşmalı boşanmada hâkim, tarafların mali sonuçlar ve çocukların durumu konusundaki iradelerini dikkatle incelemelidir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.04.2019 tarihli, E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı kararında, anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusundaki iradelerini dikkatle incelemesi gerektiğini vurgulamıştır. Kurula göre, tarafların bu konulardaki beyanları açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulmalı; gerekli görülürse dava çekişmeli boşanma olarak sürdürülmelidir.

Bu yaklaşım, uygulamada sıkça karşılaştığımız şu tür sorunların neden ortaya çıktığını da göstermektedir. Örneğin bazı dosyalarda taraflardan biri boşanmanın hızla sonuçlanabilmesi için ekonomik gücünü aşan nafaka yükümlülüklerini kabul edebilmekte veya protokolün sonuçlarını tam olarak değerlendirmeden haklarından vazgeçebilmektedir.

Hızlı Boşanma Uğruna Kabul Edilen Ağır Mali Yükümlülükler Sonradan Değiştirilemeyebilir

Yargıtay HGK — E. 2023/582, K. 2025/24
“Sırf boşanmayı gerçekleştirebilmek amacıyla bilinçli şekilde kabul edilen yüksek miktarlı yoksulluk nafakası gibi mali yükümlülükler, sonradan kolaylıkla ortadan kaldırılamaz veya uyarlanamaz.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2025 tarihli, E. 2023/582, K. 2025/24 sayılı kararında, anlaşmalı boşanma protokolü ile üstlenilen yüksek miktarlı yoksulluk nafakasının sonradan uyarlanması talebi değerlendirilmiştir. Kararda, sırf boşanmayı gerçekleştirebilmek amacıyla bilinçli şekilde kabul edilen mali yükümlülüklerin sonradan kolaylıkla ortadan kaldırılamayacağına dikkat çekilmiştir.

Bu karar, uygulamada karşılaştığımız bir dosyayı hatırlatmaktadır. Söz konusu olayda baba, çocuklarıyla ilişkisini kaybetme korkusuyla ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan düzeyde yüksek nafaka ve eğitim giderlerini kabul etmiş; boşanma sonrasında bu yükümlülüklerin altında ezilerek yeni davalar açmak zorunda kalmıştır.

Hatalı hazırlanan boşanma protokolleri sebebiyle ortaya çıkan nafaka, velayet ve mal paylaşımı uyuşmazlıkları

Anlaşmalı boşanma protokolünde yapılan hatalar, eksik, belirsiz, çelişkili hükümler taraflar arasında yıllarca sürecek yeni uyuşmazlıklara yol açabilmektedir

Belirsiz Protokoller Yeni Davalara Yol Açabilmektedir

Yargıtay 2. HD — E. 2013/12860, K. 2013/26713
“Anlaşmalı boşanma protokolleri, hüküm fıkrasında açıklık, kesinlik ve çelişkisizlik ilkesine uygun şekilde düzenlenmelidir.”

Uygulamada sıkça görülen bir başka sorun ise, protokol hükümlerinin açık ve kapsamlı şekilde kaleme alınmamasıdır. Bir dosyada kadın eş, mal rejiminden kaynaklanan alacaklardan vazgeçtiğini düşünürken, protokoldeki ifadelerin hukuken bu sonucu doğurmadığı ileri sürülerek sonradan mal paylaşımı davası ile karşı karşıya kalmıştır. Hatta bazı taleplerinden bu düşünceyle feragat ettiği için telafisi güç sonuçlar doğmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin E. 2013/12860, K. 2013/26713, T. 18.11.2013 sayılı kararı, anlaşmalı boşanma protokollerinin hüküm fıkrasında açıklık, kesinlik ve çelişkisizlik ilkesine uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Kararda, taraflar arasında düzenlenen protokolde 45.000 TL maddi tazminat ödeneceği belirtilmesine rağmen, mahkeme hükmünde bu ödemenin yapılıp yapılmadığı konusunda çelişkili ifadelere yer verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu durumun, hüküm fıkrasında tereddüt yaratacak bir belirsizlik doğurduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay’a göre hâkim, tarafların sunduğu protokolü aynen kabul etmekle yetinmemeli; özellikle boşanmanın mali sonuçları bakımından çelişki bulunup bulunmadığını resen incelemelidir. Gerekirse HMK m. 31 kapsamında taraflardan açıklama alınarak, hükmün açık ve infaz edilebilir şekilde kurulması sağlanmalıdır.

Bu yönüyle karar, anlaşmalı boşanma dosyalarında:

  • protokol hükümlerinin aynen hükme geçirilmesinin yeterli olmadığını,
  • mahkemenin aktif bir denetim yükümlülüğü bulunduğunu,
  • aksi halde çelişkili ve infazı sorunlu kararların bozma nedeni olacağını

net biçimde ortaya koymaktadır.

Yargıtay içtihatları, anlaşmalı boşanmanın yalnızca tarafların irade beyanlarının onaylanmasından ibaret olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte uygulamada ortaya çıkan hak kayıpları, mevcut güvencelerin her zaman yeterli olmadığını da ortaya koymaktadır. Bu nedenle anlaşmalı boşanmanın hız avantajı kadar, doğuracağı uzun vadeli sonuçların da dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

Velayet Konusunda Tarafların Anlaşması Tek Başına Yeterli Değildir

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere velayet konusunda belirleyici ölçüt tarafların anlaşması değil, çocuğun üstün yararıdır. Buna rağmen uygulamada velayet konusunda yeterli sosyal inceleme yapılmaksızın karar verilen dosyalarla karşılaşılabilmektedir.

Nitekim taraflardan birinin boşanmanın gerçekleşebilmesi amacıyla velayeti diğer eşe bırakmayı kabul ettiği, ancak kısa süre sonra velayetin değiştirilmesi davası açmak zorunda kaldığı dosyalar az değildir.

Sonuç: Hız, Adaletin Yerini Tutmaz

Anlaşmalı boşanmanın kendisi sorunun kaynağı değildir — aksine, medeni, pratik ve ekonomik bir boşanma yolu olarak hakkı teslim edilmelidir. Bu yazıda işaret ettiğimiz  sorunlar bu kurumun özünde değil, uygulamasındadır. Aceleci davranış, bilgisizlik ya da bir tarafın diğeri üzerindeki manipülasyonu sonucu eksik veya hatalı hazırlanan protokoller, anlaşmalı boşanmayı işlevsel bir araçtan hak kaybının zeminine dönüştürmektedir. Zira anlaşmalı boşanma uygulamalarında; güç dengesizliğinin araçsallaştırıldığı, tarafların haklarından haberdar olmadan vazgeçtiği ve çocukların üstün yararının göz ardı edildiği durumlar ortaya çıkabilmektedir.

Başka bir deyişle, sorun anlaşmalı boşanma değil, kötü hazırlanmış protokoldür. Anlaşmalı boşanma, doğru koşullarda ve gerçek bir irade uyumuyla kullanıldığında son derece işlevsel bir hukuki araçtır.

Bir boşanma davasının hızlı sonuçlanması, tarafların ve çocukların menfaatlerinin gerçek anlamda korunduğu anlamına gelmez. Boşanma sürecinde aceleci davranmanın ilerleyen yıllarda doğurabileceği hukuki ve insani sonuçlar, o anlık rahatlama hissinin çok ötesine geçebilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanmayı düşünen herkese şunu hatırlatmak faydalı olabilir. Protokolü imzalamadan önce, üzerinde anlaştığınız her maddeyi tam olarak anladığınızdan ve bu hükümlerin gerçek iradenizi yansıttığından emin olun.

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma sonradan iptal edilebilir mi?

Kural olarak anlaşmalı boşanma kararları kesinleştikten sonra yalnızca sınırlı bazı durumlarda tartışmaya açılabilir. İrade fesadı, hata, hile veya tehdit gibi olağanüstü durumların ispatı gerekir.

Anlaşmalı boşanmada nafakadan vazgeçilir mi?

Evet. Ancak birçok kişi bunun ileride doğuracağı sonuçları yeterince değerlendirmeden bu haktan vazgeçmektedir.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılmak zorunda mı?

Hayır. Taraflar mal rejimi tasfiyesi konusunda ayrı dava açmayı tercih edebilirler.

Anlaşmalı boşanmada çocuk dinlenir mi?

Kanunen çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.  Ancak uygulamada çocuklar dinlenmemektedir.

Anlaşmalı boşanmada protokol sonradan değiştirilebilir mi?

Maddi tazminat, mal paylaşımı ve kesinleşmiş feragatler sonradan değiştirilemez. Ancak velayet, çocukla kişisel ilişki ve nafaka gibi kamu düzenini ilgilendiren hususlar istisnadır. Zamanla tarafların ekonomik durumunun değişmesi veya çocuğun ihtiyaçlarının farklılaşması halinde, nafakanın uyarlanması veya velayetin değiştirilmesi davalarıyla bu hükümler revize edilebilir.

Hâkim anlaşmalı boşanma protokolünü neden reddedebilir veya değiştirebilir?

Hâkim bir tasdik makamı değildir; çocuğun üstün yararını, kamu düzenini, emredici hükümleri ve hakkaniyet dengesini resen gözetir. Protokolde çocuğun gelişimine zarar verecek bir velayet düzenlemesi varsa, taraflardan birinin manipülasyonla hakkından vazgeçtiği anlaşılırsa veya maddelerde infaza engel belirsizlikler bulunursa hâkim protokolü reddedebilir veya değişiklik önerebilir.

Anlaşmalı boşanmada çocuğun velayeti nasıl korunur?

Hızlı yargılama nedeniyle velayet dengesinin gözden kaçmaması için protokolde netlik sağlanmalıdır. Yalnızca velayetin kimde kalacağı değil; diğer ebeveynle görüşme gün ve saatleri, tatil paylaşımları, eğitim-sağlık giderlerine katılım esasları (iştirak nafakasının detayları) ve gerekli hallerde yurt dışı çıkış sınırlamaları protokole açıkça yazılmalıdır.

Kötü hazırlanmış protokolün hukuki sonuçları nelerdir?

Eksik veya muğlak protokoller evliliği bitirse de uyuşmazlıkları sonlandırmaz. Hatalı metinler yüzünden boşanma sonrasında; nafakanın azaltılması/artırılması davaları, tasfiye edilemeyen haklar nedeniyle mükerrer mal paylaşımı uyuşmazlıkları, ziynet veya çeyiz alacağı davaları gündeme gelir. Hızlı biten dava, yıllar süren yeni yargılamaların zeminini hazırlar.

Yazar:

Av. Hüseyin Demirbaş
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (1994)
Demirbaş Avukatlık Bürosu, Bursa — Kurucu (1998)
Aile hukuku, boşanma davaları, velayet uyuşmazlıkları

Bu yazı, aile hukuku uygulamalarından elde edilen gözlemlere dayanmaktadır. Belirli bir davaya ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır.

İlgili Yazılar:

  1. Boşanma Davası Devam Ederken Eşler Arasındaki Sadakat Yükümlülüğü
  2. EYT Kıdem Tazminatı
Share
0
demirbas
demirbas

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLETİŞİM


Demirtaşpaşa Mahallesi Ankara yolu Cad. No:36, Tüze İş Merkezi, Kat:10, 16220

+90 542 120 86 16

+90 224 272 19 09

info@demirbas.av.tr


DANIŞMA KURALLARI VE UYARILAR

Bu web sitesinde yer alan yazı ve açıklamalarda değinilen konular soyut ve genel olarak ele alınmıştır. Bu nedenle bu yazı ve açıklamalar somut bir olay hakkında yapılmış hukuki tavsiye olarak kabul edilemeyecekleri gibi Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Meslek Kuralları kapsamında yazılı veya sözlü hukuki danışma olarak da değerlendirilemezler.
© 2023 Demirbaş Hukuk Bürosu Tüm Hakları Saklıdır. Web Tasarım web tasarım