
Başlıklar
Toggle
Tasarrufun iptali davaları, borçlunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı bazı işlemlerin geçersiz sayılmasını ve bu mallara alacaklı tarafından haciz yoluyla ulaşılabilmesini sağlayan özel bir takip dışı dava türüdür. Bu davalar, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ilâ 284. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hileli işlemlerin iptal edilmesini sağlayan tasarrufun iptali davaları, İcra ve İflas Kanunu’nun 277-284. maddeleri kapsamında düzenlenmiştir.
Bu davalar genellikle şu durumlarda açılır:
Tasarrufun iptali davası, borçlunun mallarını kaçırmak amacıyla yaptığı devir, bağış, satış gibi işlemlerin alacaklının hakkını ihlal etmesi nedeniyle geçersiz sayılmasını ve bu malların haczedilebilmesini amaçlayan bir davadır. Amaç, borçlunun malvarlığında muvazaalı veya kötü niyetli işlemlerle yaratılan eksilmeleri dikkate almadan, alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlamaktır.
✅ 1. Geçerli Bir Alacak Bulunmalıdır
Örnek: Bir alacaklı, borçlu hakkında ilamsız takip yapmış ve borçlu itiraz etmemişse, borç kesinleşmiş sayılır ve dava açılabilir.
✅ 2. Borçlunun Malvarlığını Azaltıcı Nitelikte Bir Tasarruf İşlemi Yapmış Olması
Not: İptal davası, sadece malvarlığını azaltan işlemler için açılabilir; borçlunun malvarlığını artıran tasarruflar dava konusu edilemez.
✅ 3. Tasarrufun Alacaklıyı Zarara Uğratma Kastıyla Yapılmış Olması
Yargıtay Uygulaması: Borçlu işlem yaptığı anda aciz halinde ise, zarar kastının varlığı karine olarak kabul edilir. Alacaklı, bu durumda zarar kastını ayrıca ispatlamak zorunda değildir.
✅ 4. Üçüncü Kişi (Davalı) İyi Niyetli Olmamalıdır
Örnek: Borçlu, evini kardeşine satmış gibi gösterip aslında bağışlamışsa; kardeş iyi niyetli sayılmaz ve tasarruf iptal edilebilir.
⚠️ Önemli Not: Şartların Kümülatif Olması
Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için yukarıdaki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Şartlardan birinin eksikliği hâlinde dava reddedilir.
İİK 278-280. maddeleri kapsamında:
Örnek:
Bir kişi, borcunu ödeyemeyecek hale geldiğinde evini kardeşine devrederse ve bu işlem sembolik bir bedelle yapılmışsa, alacaklı bu işlemin iptali için dava açabilir.

1. Tasarrufun iptali davası nedir?
Tasarrufun iptali davası, borçlunun malvarlığını alacaklıdan kaçırmak amacıyla yaptığı satış, devir veya bağış gibi işlemlerin geçersiz sayılmasını sağlayan özel bir davadır. Amaç, borçlunun malvarlığını üçüncü kişilere devrederek alacaklının tahsil imkanını ortadan kaldırmasını engellemektir.
2. Bu davayı kim açabilir?
Tasarrufun iptali davası yalnızca alacaklı tarafından açılabilir. Alacaklının borçludan olan alacağını icra takibine koymuş veya mahkeme kararı ile tespit etmiş olması gerekir.
3. Davada taraflar kimlerdir?
4. Hangi işlemler iptal edilebilir?
Şu tür tasarruflar iptale konu olabilir:
5. Tasarrufun iptali davası hangi mahkemede açılır?
Dava, borçlunun ikametgahının bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
6. Dava açmak için icra takibi kesinleşmiş olmalı mı?
Hayır. Ancak dava sırasında ya da en geç karar verilmeden önce alacak kesinleşmiş olmalıdır. Yani borçlunun borcu tartışmasız hale gelmelidir.
7. Ne kadar sürede dava açılabilir?
Tasarrufun iptali davası, tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir, mahkemece re’sen dikkate alınır.
8. Dava sonucunda ne olur?
Mahkeme iptale karar verirse:
9. İptal edilen tasarruf malı üçüncü kişi yeniden satmışsa ne olur?
İİK m. 283 uyarınca, üçüncü kişi malı başka birine devretmişse ve bu kişi de kötü niyetliyse veya bedel ödememişse, iptal kararı bu yeni kişiye karşı da ileri sürülebilir.
10. Tasarrufun iptali davası ile mülkiyet el değiştirmiş olur mu?
Hayır. Dava sonucunda malın mülkiyeti değişmez. Ancak alacaklı malı haczedip sattırabilir. Mülkiyet hâlâ üçüncü kişidedir ama artık mal “korunamaz” hale gelir.
11. İyi niyetli üçüncü kişi korunur mu?
Hayır. İcra İflas Kanunu m. 280’e göre, üçüncü kişi borçlunun mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğini bilmesi veya bilmesi gerekmesi halinde iyi niyetli sayılamaz. Bu durumda işlem iptal edilir.
12. Tasarrufun iptali ile muvazaa davası arasındaki fark nedir?
13. Borçlunun başka malı varsa iptal davası açabilir miyim?
Genellikle iptal davası, borçlunun aciz halinde olduğu durumlarda açılır. Eğer borçlunun borcu karşılayacak malvarlığı mevcutsa, dava reddedilebilir. Ancak bu, somut durumun değerlendirilmesine bağlıdır.
14. İptal davası kazanıldığında alacak doğrudan ödenir mi?
Hayır. Mahkeme sadece haciz ve satış işlemi yapılmasına olanak tanır. Alacaklı yine de icra takibini işletmeli ve iptal edilen malı haczederek satış sürecini başlatmalıdır.
15. Bu dava masraflı bir dava mıdır?
Tasarrufun iptali davası, normal bir alacak davasına göre daha karmaşıktır. Bilirkişi, tanık, tapu kayıtları, ticari belgeler gibi deliller gerektirebilir. Masraflar, davanın kapsamına ve taraf sayısına göre değişir.
16. Tasarrufun iptali davası hangi durumlarda açılabilir?
Borçlunun malvarlığını azaltan işlemler yapması (örneğin, düşük bedelle satış veya bağış).
Alacaklının tahsilatını zorlaştıran veya imkânsız hale getiren tasarruflar.
Borçlunun yakın akrabalarına yaptığı işlemler (örneğin, eşine veya çocuğuna devredilen mallar).
Tasarrufun iptali davası açma süresi nedir?
Genel süre 5 yıl.
İvazsız (karşılıksız) tasarruflarda 2 yıl.
Aciz halindeki tasarruflarda 1 yıl.
Tasarrufun iptali davası hangi mahkemede açılır?
Asliye Hukuk Mahkemesi görevli mahkemedir.
Tasarrufun iptali davası açmak için hangi şartlar gereklidir?
Gerçek bir borç ilişkisi bulunmalı.
Borçlu hakkında kesinleşmiş bir icra takibi olmalı.
Tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması.
Tasarrufun iptali davası sonucunda ne olur?
Alacaklı, iptal edilen işlemler sayesinde haciz koydurabilir ve icra yoluyla tahsilat yapabilir.
Tasarrufun iptali davasında üçüncü kişilerin hakları korunur mu?
Eğer üçüncü kişi iyi niyetli ise, bazı durumlarda korunabilir.

Tasarrufun iptali davası açısından çok önemli olan, usulî dava şartları ve aciz belgesi yerine geçen haller konusunda Yargıtay’ın net tutumunu yansıtan 17. HD, E. 2008/2594, K. 2008/3948, T. 14.07.2008 sayılı kararın uygulamaya dönük bir incelemesi aşağıdadır.
Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında kesin veya geçici aciz vesikasının varlığı gerekliliği – mal beyanı ile aciz halinin sabit sayılması.
Kararda açıkça belirtildiği gibi, dava İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerine göre açılmış bir “tasarrufun iptali davasıdır.” Bu davada amaç, borçlunun malvarlığını üçüncü kişiye devrederek alacaklıdan mal kaçırması hâlinde bu tasarrufun geçersiz sayılmasıdır.
❝Borçlunun, mal beyanında haczi kabil malı olmadığını bildirmesi hâlinde, bu durum aciz hali olarak kabul edilir ve ayrı bir aciz vesikasına gerek kalmaz.❞
Bu, uygulamada çok önemli bir kolaylıktır. Çünkü aciz vesikası almak zordur; buna karşılık borçlunun mal beyanında “üzerime haczedilebilir mal yok” demesi yeterli sayılır.
Yargıtay, mahkeme kararını bozmuş ve şu tespitlerde bulunmuştur:
… bu nedenle icra takibinin kesinleştiği ve borçlunun aciz hâlinde olduğunun varsayılabileceği kabul edilmiştir.
İlk derece mahkemesi, mal beyanını aciz vesikası yerine geçerli saymamış ve eksik inceleme ile davayı reddetmiştir. Bu nedenle Yargıtay:
“Mahkemece tarafların delilleri toplanarak, İİK m. 277 ve devamı hükümlerine göre işlem yapılması, ondan sonra karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalıdır.” diyerek kararı bozmuştur.
Konu Başlığı | Açıklama |
Davanın Ön Şartı | Takip kesinleşmiş olmalı, borçlunun aciz hâli belgelenmeli. |
Mal Beyanı | Borçlunun “haczi kabil malım yok” demesi, aciz halini ispat için yeterlidir. |
Yargılamanın Hatası | Mahkeme, beyanı yeterli saymayarak eksik inceleme yapmıştır. |
Yargıtay’ın Tutumu | Alacaklının lehine olacak şekilde mal beyanına geniş anlam vererek “fiili aciz hali” kabul etmiştir. |
Uygulama Etkisi | Aciz vesikası temin edilemediğinde, mal beyanı ile dava açmak mümkün hâle gelir. |
Bu karar, uygulamada alacaklılara önemli bir kolaylık sağlar. Zira çoğu zaman borçluya karşı kesin aciz vesikası almak mümkün değildir. Ancak Yargıtay, borçlunun “malım yok” beyanını aciz hali saymak suretiyle, dava yolunu açmakta ve alacaklının tasarrufun iptali davası açmasını mümkün kılmaktadır.

(İİK m. 277 ve devamı)
BURSA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE
DAVACI :
[Ad Soyad]
[Adres]
(TC Kimlik No: …)
VEKİLİ :
Av. [Ad Soyad]
[Adres]
(Baro Sicil No: …)
DAVALILAR :
DAVA KONUSU :
Borçlu tarafından alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla üçüncü kişiye yapılan tasarrufun (örneğin taşınmaz devrinin) İİK m. 277 ve devamı uyarınca iptali ile, dava konusu malın alacaklının haczine ve satışına izin verilmesi talebidir.
DEĞERİ :
[Alacak miktarı – örneğin 300.000,00 TL]
AÇIKLAMALAR
HUKUKİ NEDENLER :
İcra ve İflas Kanunu m. 277 – 284, HMK, Yargıtay İçtihatları ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER :
SONUÇ VE TALEP :
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
karar verilmesini arz ve talep ederim.
Saygılarımla.
[Tarih]
Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad]
[İmza]

E. 2008/2594
K. 2008/3948
T. 14.7.2008
Açılabilmesi İçin Bir İcra Takibi Bulunması ve Borçlu Hakkında Alınmış Kesin veya Geçici Aciz Vesikası Olması Gerektiği
Tasarrufun İptali Davasının Açılabilmesi İçin Bir İcra Takibi Bulunması ve Borçlu Hakkında Alınmış Kesin veya Geçici Aciz Vesikası Olması Gerektiği
Haczi Kabil Malının Olmadığını Beyan Etmesi Karşısında Tasarrufun İptali Davası İçin Gerekli Koşulun Oluştuğu
Borçlunun Mal Beyanında Haczi Kabil Malının Olmadığını Beyan Etmesi Karşısında Tasarrufun İptali Davası İçin Gerekli Koşulun Oluştuğu
Tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için; bir icra takibi bulunmalı ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz vesikası olmalıdır. Bu hususlar davanın dinlemesi için ön koşuldur.
Borçlunun mal beyanında haczi kabil malının olmadığını beyan etmesi karşısında tasarrufun iptali davası için gerekli koşulun oluştuğu kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalı borçlu İlyas`ın boşanma davası sonucu hüküm altına alınan tazminat borcunun tahsilini karşılıksız bırakmak amacıyla İstanbul G. H. Ç. mevkii 215 ada 2 parselde 3. kat 11 nolu bağımsız bölümün 1/ 2 hissesini 14.08.2000 tarihinde kardeşi davalı Hanife`ye sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı İlyas, davacı ile ortak olduğu şirketin borçları nedeniyle davalı Hanife`den para aldığını, ödeyemeyince borçlarına mahsuben dava konusu taşınmazı kardeşi Hanife`ye devrettiğini, tasarrufun boşanma davasından önce yapıldığını, aciz belgesi sunulmadığını davanın iki yıllık süre içinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hanifi vekili, aciz belgesi sunulmadığını davanın İİK’in 278. maddesinde öngörülen süre içinde açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2002/3659 esas sayılı takip dosyasında borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, takibin kesinleştirilmediği ve aciz vesikasının ibraz edilmediği anlaşılmış olmakla davanın dava şartı yokluğundan dolayı reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK`in 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için davadan önce başlatılmış bir icra takibinin varlığı bu takibin ( davadan önce veya dava sırasında ) kesinleşmesi ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin varlığı gerekli olup bu hususlar davanın dinlenmesi için ön koşuldur.
Somut olayda davacı, davalı borçlu aleyhine boşanma davası sonucu hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacağı için Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2002/3659 esas sayılı dosyasıyla; icra takibi yapmış; 2002/3659 sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer`ileriyle sınırlı olarak tasarrufun iptalini istemiştir. Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2002/3569 esas sayılı takip dosyası kapsamından 12.08.2002 tarihli icra emrinin ve yenileme talebinin davalı borçluya 24.09.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı borçlunun 25.09.2007 tarihinde mal beyan dilekçesi verdiği anlaşılmaktadır. Mal beyanında haczi kabil malının da bulunmadığını bildirdiği görülmüştür. Bu durumda borçlu davalı hakkındaki icra takibinin kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece tarafların delilleri toplanarak İIK`in 277 ve müteakip maddeleri gereğince yasa hükümleri göz önünde bulundurulmalı toplanacak deliller sonucuna göre hüküm verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya geri verilmesine, 14.07.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
