
Başlıklar
Toggle“İnsanın en zor sınavı, parayla ve sevdikleriyle olan imtihanıdır.” derler. Türk toplum yapısında yardımlaşma esastır; bir dostumuz, arkadaşımız veya yakın akrabamız sıkıştığında “Senet yapalım” demek ayıplanır, “Güvenmiyor musun?” sorusuyla karşılaşmaktan çekinilir. Ancak günü geldiğinde ve iyi niyetle verilen paralar geri dönmediğinde, ilişkiler zedelenir ve tatsız hukuki süreçler gündeme gelir.
Peki, elinizde bir sözleşme yoksa ne yapabilirsiniz? Sadece bir banka dekontu yeterli mi? Ya parayı elden verdiyseniz? Bu yazımızda, arkadaşa, eşe, dosta verilen borçların hukuki tahsil yollarını, Yargıtay kararları ve farklı senaryolar ışığında tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
Hukukumuzda halk arasında “borç vermek” olarak bilinen eylem, Türk Borçlar Kanunu’nda “Tüketim Ödüncü Sözleşmesi” (TBK m. 386) olarak tanımlanır. Kanun, ödünç verenin bir miktar parayı veya tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşme türüdür.
Buradaki en kritik nokta şudur: Ödünç sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Yani sözlü olarak da kurulabilir. Ancak sorun sözleşmenin geçerliliğinde değil, ispat edilmesinde (paranın verildiğinin ve borç olarak verildiğinin kanıtlanmasında) ortaya çıkar.
Alacağınızı tahsil edip edemeyeceğiniz, elinizdeki delil durumuna göre dramatik şekilde değişir. İşte en sık karşılaşılan senaryolar ve hukuki çözümleri:
Bu, bir hukukçu olarak en sevdiğimiz, ancak eş-dost-akraba ilişkilerinde en az rastladığımız senaryodur. Eğer elinizde tarafların imzasını taşıyan, paranın miktarını ve geri ödeme tarihini gösteren adi yazılı bir belge veya bono (senet) varsa işiniz çok kolaydır.
Banka dekontları (havale/EFT), paranın bir hesaptan diğerine geçtiğini kesin olarak kanıtlar. Eğer açıklama kısmına “Borç”, “Ödünç”, “3 ay sonra iade edilmek üzere” gibi net ifadeler yazdıysanız, bu dekont yazılı delil niteliğindedir.

En sık düşülen hata budur. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “Havale bir ödeme vasıtasıdır.” Yani, siz bir arkadaşınıza açıklama yazmadan 50.000 TL gönderdiğinizde, hukuk sistemi varsayılan olarak şunu kabul eder: “Bu kişi, arkadaşına olan mevcut bir borcunu ödemek için bu parayı gönderdi.”
Hukuken en zayıf olduğunuz durumdur. Türk hukukunda “Senetle İspat Zorunluluğu” (HMK m. 200) bulunmaktadır.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hukuk sistemimiz de güncellendi. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 199 uyarınca; elektronik ortamdaki veriler (WhatsApp mesajları, e-postalar, SMS’ler, Instagram DM’leri) “belge” niteliğindedir.
Ancak dikkat! Bu belgeler tek başına kesin delil (senet) yerine geçmeyebilir. Bunlar “Delil Başlangıcı” sayılır.
Arkadaşınız telefonlarınızı genellikle açmıyor, açtığında da “hallederiz” diyerek oyalıyor… Peki, yasal olarak nereden başlamalısınız?
Eğer aranızda belirli bir vade (ödeme günü) konuşulmadıysa, borçlu hukuken henüz “gecikmiş” (direngen-mütemerrit) sayılmaz. Öncelikle Noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla bir ihtarname göndererek parayı talep etmeli ve makul bir süre vermelisiniz. Bu, faiz başlangıç tarihini belirler.
Elinizde senet veya mahkeme kararı olmasa bile, İcra Dairesi’ne giderek “İlamsız İcra Takibi” başlatabilirsiniz.
Pek çok kişi faizin, paranın verildiği günden itibaren işleyeceğini sanır ancak bu yanlıştır. Hukukumuzda kural şudur: “Faiz, borçlunun temerrüde (gecikmeye) düştüğü tarihten itibaren işler.”
Borçlu takibe itiraz edip süreci durdurursa, sizin 1 yıl içinde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “İtirazın İptali Davası” açmanız gerekir. İşte bu aşamada yukarıda saydığımız “dekont, WhatsApp mesajı, tanık” gibi deliller devreye girer.

Elinizde ne belge, ne dekont, ne de mesaj var. Parayı elden verdiniz ve miktar senetle ispat sınırının üzerinde. Her şey bitti mi? Hukukumuzda son bir çare vardır: Yemin Teklifi.
Mahkeme huzurunda borçluya yemin teklif edersiniz: “Borcu olmadığına, parayı almadığına dair namusun ve şerefin üzerine yemin edebilir misin?”
Alacağın Değer Kaybı: “Param Pul Oldu” Diyorsanız Ne Yapmalısınız?
Alacak davaları 1-2 yıl sürebilmektedir. Ülkemizin ekonomik koşullarında, 1 yıl önce verdiğiniz 100.000 TL ile bugün alabileceğiniz şeyler aynı değildir. Sadece yasal faiz, bu alım gücü kaybını karşılamaya yetmeyebilir.
Türk Borçlar Kanunu Madde 122, burada alacaklının imdadına yetişir: “Munzam Zarar (Aşkın Zarar)”. Eğer alacaklının zararı, geçmiş günler faizinden (temerrüt faizinden) fazlaysa, borçlu kusursuz olduğunu ispat etmedikçe bu fazla zararı da ödemekle yükümlüdür.
Soru: Dekontta açıklama yok ama borçlu bana daha sonra parça parça ödeme yaptı. Bu durumu değiştirir mi? Cevap: Evet, lehinize değiştirir. Borçlunun size kısmi ödeme yapması, aranızdaki borç ilişkisinin varlığına dair güçlü bir karinedir (belirtidir). Bu ödemeler de “delil başlangıcı” sayılabilir.
Soru: Borç verdiğim kişi akrabam, tanık dinletebilir miyim? Cevap: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203’e göre; alt soy-üst soy, kardeşler, eşler, kayınbaba-kayınvalide gibi çok yakın akrabalar arasındaki hukuki işlemlerde miktar ne olursa olsun tanık dinletilebilir. Yani senetle ispat zorunluluğunun istisnasıdır. “Yakın akrabalık” bağı varsa eliniz güçlüdür.
Soru: Döviz (Dolar/Euro) olarak borç verdim, nasıl geri isterim? Cevap: Sözleşmede veya dekontta döviz cinsi belliyse, aynen döviz olarak veya ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığını talep edebilirsiniz.
Soru: Döviz Bozdurup TL Gönderdim, Döviz Olarak İsteyebilir miyim?” En karmaşık durumlardan biri şudur: Cebinizdeki 1.000 Doları bozdurdunuz ve arkadaşınıza TL olarak gönderdiniz. O gün 1.000 Dolar 30.000 TL ediyordu. Bugün borç ödenirken 30.000 TL geri verilirse 1.000 Dolar alamazsınız.
Hukuken kural şudur: “Banka dekontunda para hangi cinsle gönderildiyse, borç o cinstendir.” Siz parayı TL olarak gönderdiyseniz ve açıklama kısmına “1000 Dolar karşılığı borç” gibi bir şerh düşmediyseniz, mahkeme bunu TL borcu olarak kabul eder.
Eş ve dosta borç verirken duygusal davranmak ne kadar insaniyse, geri alırken profesyonel hukuki destek almak da o kadar gereklidir. Özellikle dekontsuz veya açıklamasız havalelerde yapılan hatalar, haklıyken haksız duruma düşmenize neden olabilir.
Özetle:
Unutmayın; hukuk, haklı olanı değil, hakkını ispat edebileni korur.
(Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayınızın özelliklerine göre bir avukattan profesyonel destek almanız hak kaybına uğramamanız adına önemlidir.)

Elden veya banka yoluyla borç verme ve hukuki ispat yolları